Cumhuriyet’in Temelleri Pazarlık Masasında Yıpratılıyor
Eskişehir’de Çalınan Alarm, Halk Ekonomik Gerçekleri Ümit Özdağ’a Anlattı
Pazarda Mühendisten Doktoraya, Türkiye’nin Sessiz Feryadı
PKK Sürecine Sert Uyarı, Bu Millet Devletine Ortak İstenmesini Asla Kabul Etmez
Öcalan ‘Lozan bitti’ diyormuş. Kimsiniz siz? Ordumuz hangi savaşta mağlup oldu? Böyle bir cüreti nasıl veriyorsunuz?”

Eskişehir programı, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın siyasi tarzındaki üç temel niteliği yeniden ön plana çıkardı;
Saha Hakimiyeti ve Halkla Doğrudan İletişim
Pazarda esnafla yaptığı uzun konuşmalar, liderliğinin en güçlü tarafını, “halkın içinden siyaset”, net şekilde ortaya koydu.
Devlet Doktrinlerine Hakimiyet
Özdağ’ın konuşmalarında hem tarih hem güvenlik hem ekonomi arasındaki bağlantıları açıklama biçimi, akademik geçmişinin siyasetteki ağırlığını hissettirdi.
Kriz Dönemlerinde Net ve Kararlı Duruş
PKK süreci, ekonomi, sanayisizleşme…
Tüm başlıklarda ortaya koyduğu keskin fakat kışkırtıcı olmayan devletçi duruş, onu muhalefet sahnesinde “karar veren lider” konumuna taşıyor.
Dikduruşun Ve İradenin Karizmatik Lideri
Tutuklanma pahasına, terörle pazarlığa karşı en başından beri net ve kararlı duruş sergileyen Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk milletinin milli devlet aşkını ve bekasına olan bağlılığını temsil eden karizmatik bir lider olarak, muhalefetin suskunluğu karşısında milletin gerçek sözcüsü olmaya devam ediyor.

Eskişehir Gündemine Damga Vuran Ziyaret
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partinin üst düzey kurmaylarıyla birlikte Eskişehir’e gerçekleştirdiği programda hem halkla hem de yerel yöneticilerle bir araya gelerek kentin nabzını tuttu. Ümit Özdağ’ın temasları, Eskişehir siyasetinde ve Türkiye gündeminde geniş yankı uyandırdı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Milletvekili Jale Nur Süllü ve İl Başkanı Talat Yalaz ile yapılan görüşmeler, şehirde farklı siyasi hatların buluştuğu önemli bir ziyaret olarak kayıtlara geçti.

Şehit Üsteğmen Emre Mercan’ın Cenazesine Katılım
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Gürcistan’da düşen askeri kargo uçağında şehit olan 27 yaşındaki Hava Uçak Bakım Üsteğmen Emre Mercan için Eskişehir’de düzenlenen cenaze törenine katılarak şehidimizi son yolculuğuna uğurladı.

Tören boyunca Mercan ailesinin acısını paylaşan Özdağ, şehidimizin vatan uğruna can verdiğini vurgulayarak başsağlığı dileklerini iletti.

Özdağ, “Aziz şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve büyük Türk milletine sabır diliyorum.” ifadeleriyle milletçe yaşanan derin üzüntüyü dile getirdi.
Ekonomi Dosyası, Pazarlardan Yükselen Gerçekler
“Esnaf Kazanmıyor, Ayakta Kalmak İçin Borç Çeviriyor”

Eskişehir Merkez Çarşı, Hamamyolu ve Gökmeydan Pazarı’nda halkla birebir konuşan Özdağ, ekonomik krizin yansımasını doğrudan vatandaşın ağzından dinledi.

Bir pazarcının sözleri, yaşanan ekonomik buhranın özeti niteliğindeydi:
“Başkanım, kazanmıyoruz. Hamallığına kalıyor. Bir milyon borcu olmayan esnaf yok.”
Başka bir esnafın ifadesi ise durumu daha da çarpıcı hâle getirdi:
“Yirmi liraya mandalin satıyorum, alışım 22 lira. Satmazsam çürüyor.”
“Pazar Üniversiteli Dolu: Doktoralı Pazarcılar…”
Gökmeydan Pazarı’nın en çarpıcı yönü, tezgâh arkasındaki insanların profiliydi.
Doktora mezunları, mühendisler, öğretmenler…
Bir esnafın cümlesi, Türkiye’nin beyin gücü kaybını vurguladı:
“Bu pazarda 20 doktora mezunu, 10 öğretmen tezgâh açıyor.”
Özdağ’ın Ekonomiye Dair Eskişehir Mesajı
Özdağ, pazar ziyaretleri sonrası şu değerlendirmeyi yaptı:
“2025 halk için çok zor geçti. 2026’nın daha ağır olacağı görülüyor. İktidarın bu krizle mücadele için bir perspektifi yok. Zafer Ekonomisi bu çıkmazı aşmak için hazırdır.”
Özdağ’ın ekonomik değerlendirmeleri, mevcut tabloya dair net bir alarm niteliği taşıdı.

PKK Ve Devlet Politikaları , Çok Sert ve Kararlı Çıkış
Basın toplantısında Özdağ, hükümetin PKK ile yürüttüğü iddia edilen görüşmeler hakkında tarihî nitelikte uyarılar yaptı.
“Lozan’ın Bitmesi Ne Demektir?”
İmralı’dan sızdığı iddia edilen notlara değinerek şu soruyu sordu:
“Öcalan ‘Lozan bitti’ diyormuş. Kimsiniz siz? Ordumuz hangi savaşta mağlup oldu? Böyle bir cüreti nasıl veriyorsunuz?”
“TBMM’nin Teröristlerle Uzaktan Görüşmesi? Bu Millet Buna İzin Vermez”
‘Bu Süreç Türk Devletini Kırılma Noktasına Getirir’
Özdağ’ın en güçlü uyarısı;
“2026, Cumhuriyet’in en ağır kırılma yılı olabilir. Terör örgütüne devlet masasında yer açmak, Türkiye’yi tarihî bir tehlikeye sürükler.”
Özdağ, olası “uzaktan görüşme” formülüne karşı durarak şunları söyledi:
“Meclis milli mabettir. Türkiye’nin vekilleri bir terör elebaşıyla ne görüşecek? Bu 15 bin şehidimize yapılmış bir hakarettir.”
“YPG’yi SDG Yapmakla Gerçekler Değişmez”
Güvenlik politikalarına ilişkin sert değerlendirme:
“İsim değiştirerek terör örgütünü aklayamazsınız. YPG’ye SDG deseniz ne olur? Bu milletin aklıyla alay etmeyin.”
“PKK’nın Narkotik Gelirinin Meşrulaştırılması Teklifi Asla Kabul Edilemez”
Özdağ, uluslararası destekli uyuşturucu trafiğine vurgu yaparak:
“Terör örgütü kara parasını Türkiye’ye ortaklık gibi sunuyorsa bu pazarlığın geldiği vahim noktayı gösterir.” dedi.
Ümit Özdağ, “Cumhuriyetin Kırılmasına İzin Vermeyeceğiz”
Özdağ’ın kararlılığı, basın toplantısının en çarpıcı satırlarını oluşturdu:
“Türkiye’nin milli üniter yapısının sorgulanmasına, terör örgütü ile yeniden yapılanma projelerine, PKK’ya devlet masasında yer açılmasına izin vermeyeceğiz.”
Bu duruş, liderliğinin en dikkat çeken yönlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
yilmazparlar@yahoo.com
9 Kasım 2025 Pazar
16. Boğaziçi Zirvesi Paneller-Yılmaz Parlar
16. Boğaziçi Zirvesi Muhteşem Paneller
Avrupa’nın Türkiye’ye, Afrika’nın da Türkiye’nin vizyonuna ihtiyacı var
“Dünyayı Sarsacak Güç, Türkiye” – 16. Boğaziçi Zirvesi’nde Yeni Küresel Denge Masaya Yatırıldı
Uluslararası İşbirliği Platformu’nun (UİP) düzenlediği 16. Boğaziçi Zirvesi, küresel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye’nin hem Avrupa hem Afrika ekseninde artan stratejik rolünü gözler önüne serdi.

Zirvede düzenlenen “Yeni Dünyada Türkiye’nin Yeri ve Avrupa Birliği” başlıklı panelde konuşan DEİK Türk-Alman İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa’nın yaşadığı ekonomik, güvenlik ve enerji krizlerine dikkat çekerek, “Avrupa’nın kendini yeniden hatırlaması için onu sarsacak güce ihtiyacı var. O güç Türkiye’dir. Türkiyesiz bir Avrupa olamaz.” dedi.

Yalçındağ, “AB artık Türkiye’yi bizden daha çok istiyor ama bunu nasıl söyleyeceğini bilmiyor”
Yalçındağ, Avrupa Birliği’nin bugün geçmişe göre çok daha kırılgan bir dönemde olduğunu belirterek şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
“Avrupa, 18,5 trilyon dolarlık bir ekonomi ama bu gücün karşılığını veremiyor. Güvenlikte ABD’ye, enerjide Rusya’ya bağımlı hale geldi. Türkiye olmadan Avrupa işleyemez. 30-40 yıllık tabularını yıkmadıkça, geleceğini kuramaz.”

Yalçındağ’a göre artık tablo tersine döndü:
“20 yıl önce Avrupa Birliği üyeliğini biz isterdik, şimdi Avrupa Türkiye’yi istiyor ama bunu nasıl ifade edeceğini bilmiyor. Bizim için AB bir hedef değil, bir araç olmalı. Avrupa’nın geleceği Türkiye’siz kurulamaz.”Afrika–Avrasya hattı, Geleceğin büyüme ekseni
Bağış: “Avrupa’nın en büyük umudu savunmada da barışta da Türkiye”

Panelin yorum bölümünde söz alan T.C. AB eski Bakanı ve Başmüzakereci Dr. Egemen Bağış, Avrupa’nın Türkiye’ye olan stratejik bağımlılığını şu sözlerle özetledi:
“Enerjide, güvenlikte, tedarik zincirinde Avrupa’nın Türkiye’siz yaşaması mümkün değil. Avrupa, Türkiye’yi hem koruyucu, hem tedarikçi, hem de barış inşacısı olarak görmek istiyor. Ama masada yer vermemek istiyor. Bu çelişki sürdürülemez.”
Bağış, Avrupa’nın kendi içindeki karar alma mekanizmalarının hantallığına dikkat çekerek, “Bugün Avrupa’da gelecek nesli değil, gelecek seçimi düşünen liderler var. Bu yüzden de vizyon üretemiyorlar. Türkiye, Avrupa’nın unuttuğu stratejik refleksleri hatırlatıyor.” dedi.
“Avrupa Birliği bir barış projesidir. Bugün dünyada en güçlü barış kurucu ülke Türkiye’dir. Dolayısıyla AB’nin içinde yer alması sadece Türkiye için değil, Avrupa için de hayati bir gerekliliktir.”
Zirvenin dikkat çeken bir diğer oturumu olan “Afrika ile Avrasya: Ortak Geleceğin Stratejik Köprüsü” panelinde, Afrika’nın genç nüfusu ve ekonomik potansiyeliyle Türkiye’nin kıtadaki stratejik ortaklığı ele alındı.
Güney Afrika eski Bakanı Ebrahim Patel, “Afrika’nın 1,5 milyar genç nüfusu, dünyanın geleceğini şekillendirecek. Bu potansiyelin güvenilir ortağı Türkiye olabilir.” dedi. Konuşmacılar, Türkiye ve Afrika’nın birlikte büyümesinin küresel ekonomide yeni bir denge yaratacağı görüşünde birleşti.

Fatma Şahin, “Planlı şehir hayatta kalır”
Zirvenin keynote konuşmacısı Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, yerel yönetim tecrübesiyle “dayanıklı, yeşil ve planlı şehirler” vizyonunu paylaştı.
Gaziantep’in Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası tarafından “Yeşil Şehir” ilan edildiğini hatırlatan Şahin, “Artık şehirler geleceğin devletleri gibi yönetilmeli. Savaşlar su ve enerji üzerinden başlayacak. Biz bu alanlarda erken önlem alan bir şehiriz.” dedi.
Deprem sonrası dayanıklılık çalışmalarına da değinen Şahin, “Altı Şubat gecesi en hazırlıklı şehir bizdik. Planlama disiplini sayesinde Nurdağı ve İslahiye en hızlı ayağa kalkan ilçeler oldu.” ifadelerini kullandı.

Yapay zekâ ve doğal zekâ dengesi, Dr. Ender Saraç’tan dikkat çeken uyarı
“Geleceğin Sağlık Sistemi: Veri, Algoritmalar ve İnsan” panelinde konuşan Dr. Ender Saraç, yapay zekânın doktorların sezgisel gücünü zayıflattığını belirterek, “Yapay zekâyı reddetmek aptallık olur ama onu doğal zekâmızla birleştirmeliyiz. Gerçek şifa, duyguyla başlar.” dedi.
Saraç, “doğal zekâ” kavramıyla insanın biyolojik ve duygusal sezgilerini teknolojiyle harmanlayan yeni bir sağlık vizyonu sundu.

“Veri, Karar ve Güç: Yapay Zekâ ile İşin Geleceği” Panelinde Vizyoner Bir Moderasyon
Zirvenin en çok ilgi gören oturumlarından biri olan “Veri, Karar ve Güç: Yapay Zekâ ile İşin Geleceği” panelinin moderatörlüğünü UİP Yönetim Kurulu Üyesi Sevda Özsönmez üstlendi.
Özsönmez, stratejik derinlik taşıyan soruları ve dengeleyici üslubuyla paneli yalnızca bir tartışma değil, geleceğin iş kültürüne dair kolektif bir vizyon oturumu haline getirdi.
Panelde, İş Bankası Yapay Zekâ Fabrikası CEO’su Can Bakır, BCG Platinion Yönetici Ortağı Mehmet Gökmen, Bahadır Kaleağası ve Prof. Dr. Metin Türkay, yapay zekânın iş dünyasında karar alma, etik ve verimlilik süreçlerine etkisini tartıştı.
Özsönmez’in moderasyonu, oturumu zirvenin en üretken ve ilham verici tartışma platformlarından biri yaptı.
Yeni dünya düzeni, Avrupa’nın denge gücü, Afrika’nın stratejik köprüsü
Zirve genelinde öne çıkan ortak görüş şu şekilde özetlendi:
“Türkiye’siz bir Avrupa eksik, Afrikasız bir Türkiye ise eksik kalır. Geleceğin dünyasında bu iki kıta arasındaki stratejik köprü, Boğaziçi’nden geçecek.”
yilmazparlar@yahoo.com
2 Ekim 2025 Perşembe
İhracatın Kahramanları Ödülleri Sahiplerini Buldu-Yılmaz Parlar
Türk Malının Gururu Florya'da Taçlandı
Güvenli Ürün ve İhracat Zirvesi'nden Önemli Mesajlar: "Güvensiz Ürüne Tolerans Yok"
Bakan Yardımcısı Ağar'dan Net Mesaj, "Türk Malı İmajını Zedeyelene 2.4 Milyon TL Ceza"

Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan ihracat, sadece rakamlarla değil, arkasındaki emek, kalite ve güven hikayeleriyle değer kazanıyor. Düzenlenen bu zirve, "kahraman" vurgusuyla tam da bu noktaya parmak basıyor.
İklim riski, küresel rekabet ve maliyet dengeleri gibi zorluklara rağmen üretmeye ve dünyaya açılmaya çalışan firmalarımızın desteklenmesi, ülke olarak kalkınmamızın olmazsa olmazı.
Bu bağlamda, "güvenilir ürün" vurgusunun öne çıkması ve bu konuda caydırıcı tedbirlerden bahsedilmesi, ihracatımızın sürdürülebilirliği açısından son derece kritik. Bu zirve, rakamların ötesine geçerek, ihracatımızın gerçek mimarlarını görünür kılmak adına atılmış önemli bir adım.

İhracatın Kahramanları Florya'da Taçlandı
Güvenilir Ürün Platformu tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi, "İhracatın Kahramanları" temasıyla 1 Ekim 2025 Çarşamba günü Florya Crowne Plaza Hotel'de gerçekleştirildi.
12 farklı ülkeden kamu ve özel sektör temsilcileri ile çok sayıda KOBİ'yi bir araya getiren zirve, hem yeni ticaret fırsatları sundu hem de Türkiye'nin ihracat gücünü pekiştirecek görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Zirvenin açılışında konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar, ürün güvenliği ve kalite standartlarının önemine vurgu yaparak, "Türk malı imajına zarar veren firmalara toplam 2,4 milyon TL idari ceza uyguladık" açıklamasını yaptı. Ağar, güvensiz ürün ihracatı yapanlara yönelik caydırıcı önlemlerin süreceğinin altını çizdi.

İhracat Rakamlarında Dev Artış
Bakan Yardımcısı Ağar, Türkiye'nin ihracat performansına ilişkin çarpıcı verileri de paylaştı. 2002'de 36,1 milyar dolar olan toplam ihracatın yaklaşık 270 milyar dolara, tarım ve gıda ürünleri ihracatının ise 3,7 milyar dolardan 32,6 milyar dolara yükseldiğini açıkladı. Ağar, Kanada'ya su ürünleri ve Filipinler'e kanatlı et ihracatındaki kısıtlamaların kaldırıldığını müjdeleyerek, yakın zamanda Çin'e yapılacak resmi heyetle yeni pazar açılımlarının hedeflendiğini ifade etti.

Gıda, Jeopolitik Bir Unsur Haline Geldi
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz ise tarım ve gıdanın 21. yüzyılda ekonomik bir konunun ötesine geçerek jeopolitik dengeleri belirleyen stratejik bir unsur haline geldiğini söyledi. Kopuz, "Küresel rekabette asıl değer, işlenmiş ve katma değerli ürünlerimizi uluslararası pazarlara taşımaktan geçiyor" diyerekk katma değerli üretimin altını çizdi.
Üretim Gücümüzü Ortaya Koyduk
İMES Başkanı Kemal Akar, zirvenin ülkenin üretim gücünü ortaya koyduğunu ve sanayicileri onurlandırdığını vurguladı. Akar, "Bugün burada sadece bir zirvenin açılışını yapmakla kalmıyor, aynı zamanda ülkemizin üretim gücünü, alın terini ve emeğini temsil eden kahramanlarımızı da onurlandırıyoruz" ifadelerini kullandı.
İhracatın Kahramanları" Ödülleri Sahiplerini Buldu
Zirve kapsamında, Türkiye'nin üretim gücünü uluslararası pazarlara taşıyan isimlere "İhracatın Kahramanları" ödülleri verildi. Gün boyu süren paneller, workshoplar ve B2B görüşmelerin ardından sahiplerini bulan ödüller, geceye damgasını vurdu.

Ödül Alan İsimler Şöyle;
Günhan Ulusoy (Ulusoy Un), Fatih Eke (Nigella), Senur Akın Biçer (Arnica), Celal Kadooğlu (Kadooğlu Holding), Hulusi Oğuz (Oğuz Holding), Çetin Tecdelioğlu (Civtec Civata), Orhan Aydın (Askon), Turgay Terzi (Art Desıgn), Mustafa Kürlek (Köklü Zeytincilik), Süleyman Orakçıoğlu (Orka Holding), Dr. Özgür Akın (Akınsoft), Abdullah Arslan (Sanayici), Kemal Bektaş (Sanayici), Aydın Dinçol (Sanayici), Şükrü Kayıkçı (Sanayici), Ahmet Ünlü (Sanayici), Cevdet Sarı (Sanayici)

Zirve, "kahraman" vurgusunun ötesinde, Türk ihracatının geleceği adına somut adımların da konuşulduğu bir platform oldu.
"Güvenilir ürün" kavramının sadece bir slogan değil, pazara girişin en önemli şartı haline geldiği günümüzde, Bakan Yardımcısı Ağar'ın açıkladığı denetimler ve cezalar, bu alandaki kararlılığın göstergesi.
Öte yandan, İSTİB Başkanı Kopuz'un da işaret ettiği gibi, hammadde olarak sattığımız ürünleri katma değerli hale getirip markalaşmak, küresel rekabetteki asıl sınavımız. "İhracatın Kahramanları Projesi" gibi girişimlerin, bu zorlu ama bir o kadar da değerli yolculukta üreticilerimiz için bir kılavuz, bir motivasyon kaynağı olmasını diliyoruz.
Unutulmamalıdır ki; bugün ödül alan her bir isim, aslında Türkiye ekonomisinin görünmeyen direkleridir.
yilmazparlar@yahoo.com
GastroShow "Sağlık" Temasıyla Kapılarını Açıyor-Yılmaz Parlar
Unutulmaz bir lezzet ve vizyon yolculuğu başlıyor
Gastronomi ve Turizmin Zirvesi GastroShow 2025, "Sağlık" Temasıyla Kapılarını Açıyor!
GastroShow artık sıradan bir fuar değil; Türkiye'nin yumuşak gücünün en leziz haliyle sahneye çıktığı bir diplomasi ve ekonomi zirvesidir.
Bu yılki "Sağlık" teması, dünya gastronomi trendlerini yakalamakla kalmıyor, Anadolu'nun kadim şifalı mutfak kültürünü de küresel bir marka değerine dönüştürme potansiyeli taşıyor.
Ticaret Bakanlığı'ndan valiliğe, DEİK'ten THY'ye kadar tüm dev aktörlerin bir arada olması, bu işin sadece "aşçıların işi" olmadığını, ülke stratejisi haline geldiğini gösteriyor.
Özellikle Rusya ve Hırvatistan gibi kritik turizm kaynaklarından üst düzey katılım, gastronomi turizminin Türkiye için yeni bir "uçak bileti" olduğunun kanıtı. Bu etkinlik, Türk mutfağının dünya sahnesinde hak ettiği yeri alması için atılmış en güçlü adımlardan biridir.

Gastronomi Ve Turizmin Buluşma Noktası Gastroshow 2025
Türk gastronomisini küresel arenada taçlandırmayı hedefleyen en prestijli organizasyonlardan biri olan GastroShow 2025, bu yıl "Sağlık" teması ile 6 Ekim 2025 Pazartesi günü Swissôtel The Bosphorus, İstanbul'da gerçekleştirilecek.
New York'tan Dubai'ye uzanan 10 yıllık küresel etkisiyle gastronomi turizminin öncüsü olan etkinlik, bu yıl dünyada 7'nci, Türkiye'de ise 3'üncü kez düzenleniyor.
Küresel Buluşma Noktası
GastroShow 2025, gastronomi ve turizm sektörlerinin tüm paydaşlarını, yatırımcılarını, şeflerini ve basınını İstanbul'da bir araya getirerek, sektörler arası ticari iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Etkinlik, Türk mutfağını dünyaya doğru şekilde tanıtmanın yanı sıra, gastronomiyi kültürel bir değer olarak öne çıkarmayı ve sağlık, sürdürülebilirlik ve beslenme ilişkisine odaklanarak sektöre yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor.
Sektörün Lider İsimleri Tek Çatı Altında
Organizasyon, katılımcı listesiyle de dikkat çekiyor. Kamu, özel sektör ve akademi dünyasının öne çıkan isimleri GastroShow 2025'te sahne alacak. Etkinliğe katılacak bazı önemli konuşmacılar şunlar:
Alperen Kaçar (Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı), Davut Gül (İstanbul Valisi), Nail Olpak (DEİK Başkanı), Nilhan Ayan (TBMM 28. dönem İstanbul Milletvekili), Özgül Özkan Yavuz (THY Yönetim Kurulu Üyesi), Igor Buhraov (Rusya Otelciler ve Restoranlar Federasyonu Başkanı), Dr. Ivana Zerec (Hırvatistan Başkonsolosu), Ender Saraç (Doktor), Prof. Dr. Oğuz Özyaral (Mikrobiyolog, Koruyucu Sağlık Uzmanı), Coşkun Aral (Gazeteci), Tamer Levent (Sanatçı)
2025'in Vizyon Teması: "Sağlık"
Bu yılki "Sağlık" teması kapsamında Sağlıklı ve fonksiyonel beslenme, Sürdürülebilir gastronomi uygulamaları,, Turizm ve sağlık ilişkisi, Türk mutfağının sağlıklı ve doğal içeriklerle küresel vizyonu, gibi kritik başlıklar, alanında uzman isimlerin katılacağı paneller ve konferanslarla masaya yatırılacak. Ayrıca, katılımcılar arasında networking fırsatlarıyla yeni iş birliklerinin önü açılacak.
Güçlü Destek ve Sponsorluk
GastroShow 2025, T.C. Ticaret Bakanlığı, İstanbul Valiliği, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), DEİK, MÜSİAD ve TOGEM-DER gibi kuruluşların desteğiyle düzenleniyor. Etkinliğin ana sponsorları arasında Turkish Airlines, Ziraat Bankası, Kütahya Porselen ve sektörün öncü markaları yer alıyor. Basın sponsorluğunu ise Sabah ve Yeni Asır gazeteleri üstleniyor.
GastroShow 2025, sıradan bir fuar olmanın çok ötesinde; Türkiye'nin gastronomi ve turizm alanındaki iddiasını, kültürel değerlerini ve "sağlıklı yaşam" vurgusunu tüm dünyaya duyuran stratejik bir platform niteliğinde.
yilmazparlar@yahoo.com
7 Ağustos 2025 Perşembe
Ümit Özdağ’dan "Öcalan Komisyonu"na Sorular-Yılmaz Parlar
“Milli Devlet Tasfiye mi Ediliyor?”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, sosyal medya platformu X (eski adıyla Twitter) üzerinden 6 Ağustos 2025 tarihinde yaptığı paylaşımda, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde oluşturulan ve kamuoyunda "Öcalan Komisyonu" olarak anılan yapıya yönelik çok sert eleştiriler yöneltti.

Özdağ, açıklamasında, komisyonun faaliyetlerinin “PKK terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan’ı siyasi muhatap haline getirme süreci” olduğunu belirterek, hem komisyon üyelerine hem de süreci yürüten siyasi iradeye yönelik 13 maddelik çarpıcı sorular yöneltti.
13 Maddelik Soru Listesi Yayınladı
Zafer Partisi lideri, TBMM'de kurulan komisyonu hedef aldı: “PKK’ya siyasi meşruiyet kazandırılıyor, milli devlet tasfiye ediliyor!”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) oluşturulan ve kamuoyunda “Öcalan Komisyonu” olarak anılan yapı hakkında sosyal medya hesabından çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Özdağ, komisyonun Abdullah Öcalan'ı siyasi muhatap haline getirdiğini ileri sürerek, “Türkiye üniter yapısından koparılıyor” uyarısında bulundu.
Özdağ’dan 13 Maddelik Soru
"Türk Milletine Açıklayın"
Özdağ, Twitter (X) üzerinden yaptığı paylaşımda, TBMM’de kurulan komisyonun PKK ile barış sürecini yeniden meşrulaştırmak amacıyla oluşturulduğunu öne sürdü.
Bu bağlamda komisyon üyelerine ve süreci yürüten yetkililere yönelik dikkat çeken 13 soru yöneltti. İşte o başlıklar:
Anayasa’nın 66. ve 42. Maddeleri Değişecek mi?
Özdağ, vatandaşlık tanımı olan “Türk’tür” ifadesinin anayasadan çıkarılacağı iddialarına karşı net bir duruş sergileyerek, “Kürtçe ikinci ana dil olacak mı? Eğitim sistemi nasıl değişecek?” sorularını gündeme taşıdı.
Etnik ve Mezhepsel Kota mı Geliyor?
Cumhurbaşkanı yardımcıları arasında “Kürt” ve “Alevi” kimliklerinin temsili için yapılacak olası düzenlemelere dikkat çeken Özdağ, bunun anayasal eşitlik ilkesini zedeleyip zedelemeyeceğini sorguladı.
“ABD'nin Osmanlı Modeli Önerisi Tesadüf mü?”
ABD büyükelçisinin Türkiye’ye Osmanlı benzeri bir model önerdiğini hatırlatan Özdağ, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bu süreçteki rolünün “tesadüf mü, değil mi?” sorusunu ortaya attı.
Lozan ve Üniter Yapı Tartışması
PKK’nın Avrupa’da Lozan Antlaşması’nı hedef alan toplantılarına değinen Özdağ, Öcalan’ın federasyon ve özerklik söylemlerine işaret ederek, üniter milli devletin tasfiye edilip edilmediği sorusunu kamuoyunun gündemine taşıdı.
“Kürt, Arap, Türk” Tanımı Anayasaya mı Giriyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türk, Kürt, Arap 86 milyonun kardeşliğinden” bahsettiği açıklamayı da gündeme alan Özdağ, etnik grupların anayasada resmen tanınması halinde ileride ayrılma taleplerinin meşruiyet kazanabileceğini savundu.
“Komisyon Neden Kapalı Kapılar Ardında?”
Ümit Özdağ, komisyonun şeffaf bir şekilde çalışmadığını belirterek, “Eğer Türk milletinden gizleyecek bir şey yoksa neden bu komisyon kapalı kapılar ardında çalışıyor?” sorusunu yöneltti.
Özdağ, “Bu Bir Teslimiyet Sürecidir”
Açıklamasında süreci “teslimiyet” olarak tanımlayan Özdağ, komisyonun PKK ve Öcalan’a siyasi meşruiyet kazandırma işlevi gördüğünü ileri sürdü.
Arka Plan
“Yeni Bir Çözüm Süreci Mi?”
Ankara kulislerinde bir süredir yeni bir “çözüm süreci” tartışması gündemde. TBMM’deki komisyonun, Kürt meselesinde yeni bir anayasal düzenleme arayışının parçası olup olmadığı merak konusu.
Zafer Partisi Ne İstiyor?
Zafer Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve milli yapısının korunmasında ısrarcı olduğunu sıkça vurguluyor.
Özdağ, açıklamasında "Türk milletinin çıkarları için her türlü mücadeleyi vermeye hazırız" mesajı da verdi.
Siyasi Tartışmalar Derinleşiyor
Özdağ’ın açıklamaları, Türkiye siyasetinde özellikle etnik kimlik, anayasa değişiklikleri ve üniter devlet yapısı üzerinden yürüyen tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.
Komisyonun amaçları, kapsamı ve kamuoyuna açıklanma biçimi önümüzdeki günlerde daha da geniş bir siyasi ve toplumsal tartışmanın merkezine oturacağa benziyor.
yilmazparlar@yahoo.com
26 Nisan 2025 Cumartesi
Tarsus’ta Dinler Arası Kardeşlik-Yılmaz Parlar
Tarsus’ta Dinler Arası Kardeşlik
Tarsus, İnanç Turizminin Kalbinde Saklı Bir Hazine
Türkiye’nin güneyinde, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim şehir Tarsus, inanç turizminin parlayan yıldızı olmaya aday.
Hz. İsa'nın havarilerinden Aziz Pavlus’un doğduğu kent olarak Hristiyan dünyasında kutsal kabul edilen Tarsus, İslam, Hristiyanlık ve Yahudiliğin kesiştiği bir inanç mozaiği sunuyor.
Tarsus’ta Dinler Arası Diyalog ve Kardeşlik Simgesi Altında Tarihi Ayin
Aziz Paulus’un doğum yeri olan Tarsus kentinde, dinler arası diyalog ve kardeşliğin simgesi olarak tarihi bir ayin gerçekleştirildi. Tarsus, bugün bile kültürlerin ve dinlerin kesişim noktası olmaya devam ediyor.
Bu olağanüstü kutsal ayin, 23 Nisan 2025 Tarihinde Aziz Paulus’a adanmış kilisede yapıldı. Etkinlik, Türkiye’nin Sicilya Fahri Başkonsolosu Domenico Romeo’nun önerisiyle ve FIJET Dünya Federasyonu’nun 70. kuruluş yıldönümü kutlamaları kapsamında Prof. Hüseyin Kurtoğulları’ın başarılı organizasyonuyla düzenlendi.
Aynı mekânda uzun zamandır benzeri bir ayin yapılmıyor olması nedeniyle, bu tören hem ruhsal hem de sembolik açıdan büyük anlam taşıdı.
Ayin, İtalya’nın Siracusa kentinde bulunan Palazzolo Acreide Aziz Paulus Bazilikası Başrahibi ve Rektörü Don Marco Politini ile Vatikan’daki Papalık Yaşam Akademisi Sekretaryası Koordinatörü Don Andrea Ciucci tarafından birlikte yönetildi. Tören, huşu ve açıklık atmosferinde gerçekleşti.
Ayin sadece Katolik inananların ve Palazzolo Acreide’den gelen, iki şehir arasında dostluk anlaşması imzalamak üzere Tarsus Belediye Başkanı tarafından davet edilen heyetin katılımıyla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda çok sayıda Müslüman temsilci ve yerel yönetici, Tarsus Belediye Başkanı da dâhil olmak üzere çeşitli heyetler de törende hazır bulundu. Bu katılım, etkinliği gerçek bir diyalog ve karşılıklı saygı örneğine dönüştürdü.
Tören sırasında, 21 Nisan 2025 Pazartesi günü Roma’da hayatını kaybeden Papa Francis’e de sevgi dolu bir anma yapıldı. Papa Francis’in dinler arası diyalog, barış ve halklar arasında kardeşlik için gösterdiği bitmeyen çaba, hem Kilise’ye hem de dünyaya derin bir iz bıraktı. Ayinin tam da Aziz Paulus’un doğum yeri olan Tarsus’ta gerçekleştirilmesi, bu anlamı daha da derinleştirdi.
Aziz Paulus, halklar arasında diyalog ve karşılaşmanın simgesel bir figürüdür. Onun mirası bu ayinle tam anlamıyla onurlandırıldı. Bu tören, farklı inançlara rağmen saygı ve kardeşlik içinde bir arada yaşamanın mümkün, hatta gerekli olduğunu güçlü bir şekilde gözler önüne serdi.
Tarsus’ta gerçekleştirilen bu ayin aynı zamanda açık ve evrensel bir mesaj verdi: Barışa giden yol, ancak uzlaşma, dinleme ve inanç fark etmeksizin kadın ve erkekler arasında paylaşım gibi somut adımlarla mümkün olabilir.
Ayin sonrası Moderatörlüğü Hüseyin Kurtoğulları’ın Üstlendiği Panel yabancı katılımcıların olması dolayısıyla İngilizce dilinde gerçekleşti. Çeviri yapan Eyşan Büte özetle verdiği bilgilere göre
On Bin Yıllık Kadim Kent Tarsus Paneli
Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ve ekibinin, Tarsus şehrini vazgeçilmez bir turizm merkezi haline getirme vizyonu doğrultusunda yaptığı çalışmaların önemli bir sonucu olan Altın Elma Turizm Ödülü'nü Tarsus' un kazanması ile, dünyanın çeşitli ülkelerinden ve ülkemizden çok sayıda gazeteci, yatırımcı, turizm profesyoneli, arkeolog ve farklı mesleklerden yüz kişi, 22-23-24 Nisan'daki Tarsus'ta ağırlandı.
Bu kapsamda, 23 Nisan 2025 Çarşamba günü Tarsus St. Paul Kilisesi'nde, arkeolog, iş insanı, FIJET Başkan yardımcısı, Delal Atamdede, bu gezinin ve ödülün bir başlangıç olduğunu, Tarsus’u hak ettiği noktaya getirmek için önümüzde uzun bir yol olduğunu ve tüm katılımcıların bu yolda çalışmaya gönüllü ve niyetli olduğunu söyledi.
Panelde ayrıca, farklı kültürlerden, ülkelerden, dinlerden gelen tüm katılımcılar arasında ortak bir nokta olduğu vurgulandı : Akdenizli olmak. Tüm önyargılara, insanlar arasında ayrıştırma amaçlayan söylemlere karşı buradaki birlikteliğin bir cevap niteliğinde olduğu belirtildi.
Arkeolog Mark Fairchild, bu on bin yıllık kentin onlarca medeniyete ev sahipliği yaptığı tarihiyle dünyanın çok az ülkesinde bulunan bir kültürel hazineye sahip olduğunu ifade etti.
Panel sonrsında dünyaca ünlü devlet sanatçısı Şefika Kutluer, kilisede unutulmaz bir flüt konseri sundu. Klasik çok değerli eserleri yorumlayan sanatcı aynı zamanda kendi bestelediği eseri de büyük takdir topladı. Ayine renk katdı.
Tarsus'ta İnanç Turizmi Nasıl Olmalı?
Bu büyük potansiyel, henüz tam anlamıyla değerlendirilebilmiş değil.
Tarsus’un inanç turizminde gerçek bir cazibe merkezi olabilmesi için üç temel adıma ihtiyaç var. Tanıtım, altyapı ve sürdürülebilirlik.
Tarsus İçin Bir Vizyon, İnanç Turizminde Marka Şehir Olmak
Tanıtım; Aziz Pavlus Kuyusu, Danyal Peygamber Makamı, Ulu Cami, Kleopatra Kapısı gibi önemli ziyaret noktaları, sadece yerel halkın değil, dünya genelindeki milyonlarca inanç turisti için tanıtılmalı.
Kültür turları, tematik festivaller ve sempozyumlarla şehrin tanıtımı yapılmalı.
Uluslararası belgesellere konu edilmeli, sosyal medyada dijital kampanyalarla desteklenmeli.
Tarsus’un inanç turizmi potansiyelini harekete geçirmek için yalnızca tanıtım yeterli değil; aynı zamanda kurumsal bir vizyona ve projelere ihtiyaç var. Şehir kimliğini "İnançlar Kenti" olarak konumlandırmak, hem yerel hem de uluslararası ziyaretçiler için güçlü bir çekim merkezi oluşturabilir.
Altyapı;
Tarsus Belediyesi ve Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yürütülecek projelerde, tarihi mekânların restorasyonu ve çevre düzenlemesi öncelik olmalı.
Tarihi mekânlara ulaşım kolaylaştırılmalı, ziyaretçiler için rehberli turlar, çok dilli bilgilendirme panoları ve teknolojik anlatım sistemleri (audioguide, artırılmış gerçeklik) kullanılmalı.
Bölgede nitelikli konaklama imkânları artırılmalı.
Kalkınma Ajansları, Çukurova Kalkınma Ajansı, turizm odaklı KOBİ’lere teşvikler sunarak yerel üretimi ve hizmet kalitesini artırabilir.
STK ve Akademi Dünyası, Tarsus Üniversitesi, inanç turizmi odaklı akademik çalışmalarla sürdürülebilir kalkınma stratejileri geliştirebilir. Tarih, ilahiyat ve kültürel miras alanındaki uzmanlıklar sahaya taşınmalı.
Sürdürülebilirlik; İnanç merkezlerinin korunması ve manevi atmosferlerinin bozulmadan geleceğe taşınması önemli.
Yerel halkın da bu süreçte ekonomik olarak desteklenmesi, hem sahiplenme duygusunu hem de turizmin kalıcılığını artırır.
İnanç Turizminin Ekonomiye ve Topluma Faydaları
İnanç turizmi, yalnızca kutsal mekânları ziyaretle sınırlı değildir; aynı zamanda yerel ekonomiyi canlandıran, kültürel diyalogu teşvik eden güçlü bir etkendir. Tarsus’ta bu turizm modeli sayesinde:
Yerel esnaf, el sanatları ve yöresel mutfak tanıtımı ile ekonomik kazanç sağlar.
Gençler için rehberlik, tercümanlık ve kültür elçiliği gibi yeni iş alanları doğar.
Kadın kooperatifleri aracılığıyla ev yapımı ürünler ve hediyelik eşyalar turizme kazandırılır.
Şehirler arası ve uluslararası kardeş şehir projeleri ile kültürel diplomasi gelişir.
Rakamlarla İnanç Turizmi
Dünya genelinde inanç turizmi yılda 330 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlıyor. Bu ziyaretlerin ekonomik hacmi ise 20 milyar doların üzerinde. Türkiye’nin bu pastadan aldığı pay henüz %5 civarında. Oysa yalnızca Tarsus bile bu oranın birkaç puan artmasına katkı sağlayacak potansiyele sahip.
İtalya'nın Assisi kasabası yılda 5 milyon inanç turistiyle ekonomisinin %60’ını bu alandan sağlıyor. Neden Tarsus da aynı başarıya ulaşmasın?
Tarsus'un Hak Ettiği Yerde Olması İçin...
Tarsus’un uluslararası düzeyde tanınan bir inanç turizmi destinasyonu haline gelmesi için kamu, yerel yönetimler, turizm sektörü ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi şart.
Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Tarsus Belediyesi'nin ortak çalışmalarıyla bir "Tarsus İnanç Rotası" hazırlanmalı; UNESCO Dünya Mirası Adaylığı süreci başlatılmalı.
Tarsus, tarih boyunca barındırdığı farklı inançların izleriyle adeta bir açık hava müzesi. Ancak bu hazineyi görmek, korumak ve dünyaya anlatmak bizlerin elinde. Eğer doğru adımlar atılırsa, Tarsus sadece Mersin'in değil, Türkiye'nin de yüz akı bir inanç turizmi merkezi olabilir. Sessiz sedasız akan Berdan Nehri’nin şahitliğinde, Tarsus artık küresel sahneye çıkmaya hazır.
Somut Projelerle Tarsus’un Yol Haritası
Tarsus İnanç ve Kültür Rotası, Dijital haritalar, mobil uygulamalar ve yönlendirme tabelalarıyla tüm kutsal alanları kapsayan bir yürüyüş rotası hazırlanmalı.
Uluslararası İnanç Turizmi Festivali, Her yıl düzenlenecek festival, dünya dinlerinden temsilcilerin katılımıyla barış ve kardeşlik mesajları vermeli.
İnanç Turizmi Ziyaretçi Merkezi, Yerli ve yabancı turistlerin bilgi alabileceği çok dilli bir tanıtım ve karşılama merkezi kurulmalı.
Kadın Kooperatifleri ve Yöresel Ürünler Pazarı, Ziyaretçilerin manevi yolculuklarını yerel tatlar ve el işi ürünlerle zenginleştirmesi sağlanmalı.
Barışın ve İnancın Şehri Tarsus
Dünyanın kutuplaştığı bir çağda, farklı inançların yüzyıllardır barış içinde yaşadığı Tarsus, insanlığa güçlü bir mesaj sunuyor: Birlikte yaşamak mümkün. Bu kadim şehir, doğru politikalar ve ortak akılla sadece turizmde değil, kültürel diplomasi alanında da örnek bir merkez haline gelebilir.
Bu nedenle, Tarsus’un geçmişi sadece tarih kitaplarında kalmamalı; bugünün ve geleceğin turizm vizyonunda da başrolde yerini almalı. İnançlar arasında köprü kuran, medeniyetler arası diyaloğu teşvik eden bir model şehir olarak Tarsus'un adını dünya tanımalı.
Konaklamadan söz edersek;
2025 yılı itibarıyla misafirlerine unutulmaz bir konaklama deneyimi sunan Tarsus’un Konak Butik Otelleri, tarihi dokusu ve modern konforu bir araya getirerek eşsiz bir atmosfer sunuyor. Otantik mimarisiyle adeta bir zaman yolculuğuna çıkaran bu şirin butik oteller, sağlıklı ve doğal malzemelerle donatılmış odalarıyla da dikkat çekiyor. Her detayın özenle düşünüldüğü konakta, geleneksel Türk misafirperverliğiyle harmanlanan hizmet anlayışı, misafirlerini kendine hayran bırakıyor.
Sakin ve huzurlu bir ortam arayanlar için ideal olan Tarsus Hotelleri, yıl boyunca yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline gelmiş durumda. Özel olarak tasarlanmış odaları, organik kahvaltı seçenekleri ve tarihi dokusuyla adeta bir şifa yuvası.
Konakladığımız, Tarsus’un tarihi dokusunu modern konforla buluşturan Burhanoğlu Konağı Butik Otel, 2025 itibarıyla bölgenin en dikkat çeken konaklama adreslerinden biri olmaya devam ediyor.
Osmanlı mimarisinin zarafetini yansıtan 13 odası ve toplam 28 yatak kapasitesiyle hem yerli hem de yabancı misafirlerine nostaljik bir atmosfer sunuyor.
Odaların her biri, Osmanlı padişahlarının isimlerini taşıyor ve geleneksel detaylarla dekore edilmiş. Misafirler, bu otantik ortamda konforlu bir konaklama deneyimi yaşıyorlar.
Burhanoğlu Konağı, sadece mimarisiyle değil, sunduğu hizmet kalitesiyle de övgü topluyor. Mersin’deki özel oteller arasında üst sıralarda yer alıyor. Misafir yorumlarında özellikle hijyen, güler yüzlü personel ve huzurlu atmosfer öne çıkıyor.
yilmazparlar@yahoo.com








