WIN EURASIA 2021
10-13 Kasım 2021'de Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi'nde hibrit formatıyla kapılarını açan WIN EURASIA, 6 ticari fuarın bir araya geldiği, sac işlemeden metal şekillendirme teknolojilerine, otomasyon hizmetlerinden elektrik ve elektronik ekipmanlara, hidrolik ve pnömatik hizmetlerden tesis içi lojistiğe kadar geleceğin fabrikaları için ihtiyaç duyulan tüm eko-sistemi bir araya getirdi.
6 ticari fuarın CeMAT EURASIA, IAMD EURASIA, Industrial Energy Systems EURASIA, Metalworking EURASIA, SurfaceTechnology EURASIA, Welding EURASIA) bir araya geldiği WIN EURASIA 20 bin metrekarelik alanda 467 firmaya, dijital ortamda da 80 firmaya ev sahipliği yaptı.
Hannover Fairs Turkey tarafından düzenlenen Avrasya’nın lider sanayi fuarı WIN EURASIA Hybrid, 10 Kasım 2021 ’de yapılan açılış töreniyle başladı. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, Hannover Fairs Turkey Fuarcılık Eş Genel Müdürleri Alexander Kühnel ve Annika Klar ve Deutsche Messe AG Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Jochen Köckler’in katılımıyla gerçekleşen açılışda, iş dünyasını temsilen TİM Başkanı İsmail Gülle ve MAKFED Başkan Yardımcısı Sefa Targıt törende bulundu.
Açılış sonrası VIP Basın mensupları ile birlikde rehber eşliğinde fuar turu yaptılar. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede Standlarda teşhir edilen makinelerle ilgili olarak üreticilerin akıllı makine kullanmaları gerektiğini, verimli olmayan, üretim hatlarında dijitalleşmeden yoksun imalat dallarınında üreticinin yok olabileceğinin altını çizdi. Ayrıca üreticilerin yeşil mutabakat ve sürdürülebilirliğin gündemlerinde olması gerektiğini vurguladı.
WIP protokol gezisi grubunda bulunan Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği (ETMD) Başkanı Mustafa Cemaloğlu standlarına davet etdi.
Elektrik Enerji sektörünün belkemiğini oluşturan tesisat mühendislerin teşkil etdiği dernek Kurumsal iletişim Direktörü Nevlan Bilici, bünyelerinde katılan firmalardan Cihan Elektrik, Kardeş Elektrik, LimaDEM Elektrik ,Prysmian Group,Teksan ,EAE Elektrik gibi şirketlerin standlarında yer aldığını söyledi.,
Elektrik Tesisat Mühendisleri Derneği (ETMD) Başkanı Mustafa Cemaloğlu ile yaptığımız söyleşide Dernek çatısı altında toplu büyük alanlı stand almayı sorduğumuzda, Başkan Mustafa Cemaloğlu, kendi bünyelerinde katılan firmaların ölçeğindeki firmalar gibi firmaları kanat altına alarak iş hacımlarını büyütmek, pazar oluşturmak niyetinde olduğunu söyledi. Asil düşünce ve davranışını takdirle karşılıyoruz. Tıpki bir zamanlar Japon iş modeli Sogo Shosha gibi büyük firmalar küçük ölçekli firmalara yol haritası çizerek onlara ihracat kapılarını açma fırsatı yaratan hami görevi üstlendiği gibi.
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede ve beraberindeki protokol grubun rotasında ETMD Standı olmasına rağmen zaman yetişmediği için ziyaret gerçekleşemedi.
yilmazparlar@yahoo.com
8 Kasım 2021 Pazartesi
EGD Başkanı Celal Toprak ÇGC’yi Ziyaret Etti-Yılmaz Parlar
Özgür medya gücünü yerel basından alır
Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak, demokrasi için özgür medyanın olmazsa olmaz olduğunu, özgür medyanın temelini de ancak güçlü yerel basının oluşturabileceğini söyledi.
Hizmetlerimiz Hem Adana Hem Üyelerimiz İçin
ÇGC Başkanı Cafer Esendemir de medya sektöründe yaşanan sıkıntıların çözümünde Cumhurbaşkanlığına rapor sunulmasından yereldeki medya kuruluşlarının sorunlarının gündeme getirilmesine varıncaya kadar birçok alanda çalıştıklarını belirterek, “Asli görevlerimizi yaparken üyelerimizin daha ferah daha işlevsel bir mekânda bir araya gelmelerini sağlamak amacıyla bu sosyal tesisleri kente kazandırdık. Misafirlerimizi Tarihi Taşköprü, Sabancı Merkez Cami, Seyhan Nehri manzarasıyla ağırlıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.
yilmazparlar@yahoo.com
Ukrayna -Türk Mutfağı Etkinliği-Yılmaz Parlar
Ukrayna -Türk Mutfağı Etkinliği
İnsan varlığının temel bir bileşeni olarak gıda, devletlerarası ilişkilerde ve diplomatik uygulamada her zaman önemli bir rol oynamıştır. Ülkenin gastrodiplomasi yoluyla uluslararası ilişkilerde sahip olduğu iyi sosyal kabul, ticaret ve turizm başta olmak üzere diğer işbirliği alanları üzerinde olumlu bir etkiye sahip olacaktır
Uluslararası İlişkiler disiplini içinde gastro diplomasi, gıda diplomasisi veya mutfak diplomasisi rolü giderek daha belirgin hale geliyor. Diplomatik gastronomi, Prestij, kültürel gücün keyifli doğası diplomasi ve yumuşak güç olarak varlık göstermektedir.
Bu bağlamda, kardeş ülke olan Ukrayna’nın, Ukrayna Turizm Bakanlığı ve İstanbul Başkonsolosluğu, Ukrayna Gastronomik yemeklerini tanıtmak ve Türkiye Mutfak Gastronomi kültürünü aktarmak amacı ile Başkanlığını Gürkan Boztepe’nin yaptığı Türk mutfağını Dünyaya tanıtmaya hedefli misyonu olan Gastronomi Turizm Derneği (GTD) organizasyonu ile Etiler Serkan Döner restaurant özel salonunda önemli bir etkinlik gerçekleştirdiler.
Yiyecekleri sadece pişirme sürecinden değil, aynı zamanda tarih, felsefe ve kültürel arka plan boyutlarında da gören bir bilim ve sanat olan gastronomi vardır. Gastronomi diplomasisinin ulusal stratejisinin önemi büyükdür. Tarihsel, felsefi ve kültürel boyutları nedeniyle kültürel tanıtım ile gastronomik bir birliktelik kaçınılmazdır.
Ukrayna Turizm Bakanlığı önderliğinde ülkenin en iyi şeflerinden Levgen Klopotenko ve İgor Mezentsev ile Ukrayna yemeklerinden yerel kültürlerin özel ürünleri yapılan borsch çorba incelikleriyle ve tarihiyle tanıtıldı.
Döner yapanların en iyilerinden, döner sevdalısı, Türk dönerini gerçek anlamda dünyaya sevdirerek tanıtmaya kendini adamış Serkan usta, Dönerleri tattırıldı. Ünlü Ukrayna şeflerin döner pıçaklarıyla kesim yapmaları show haline dönüştü.
Toplantıya Ukrayna Turizm Geliştirme Devlet Ajansı Başkanı Mariana Oleskıv, Ukrayna Türkiye Büyükelçisi Vasyl Bodnar, Ukrayna Ankara Büyükelçliği Diplomat Olena Lytvynenko Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Nedilskyi Roman, Konsolos Kateryna Pasynchuk, Gastronomi Turizm Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe, TÜRSAB Gastronomi Turizmi Daire Başkanı Ömer Kartin, Türkiye Turizm geliştirme Ajans Başkanı Yalçın Lokmanhekim, TGA Grup Müdürü Sinem Özyalçın, Sağlıklı yaşam uzmanı Dr.Ender Saraç katıldılar.
Tanınmış şefler Ihor Mezentsev ve Yevhen Klopotenko, Ukrayna ruhunu yansıtan Ukrayna ulusal yemeği pançar çorbası borch sunmadan önce Gastronomi Turizm Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe ve Ukrayna Devlet Turizm Geliştirme Ajansı başkanı Maryana Oleskiv, Türkiye Büyükelçisi Vasyl Bodnar açılış konuşması yaptılar.
Gastronomi Turizm Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe Kültürel olarak gastronomi, duygusal mesajları iletmek için paha biçilmez bir araç olduğu anlamındaki konuşmasıyla Ukrayna’ya Türk mutfağını tanıtmak, komşu ülke mutfağını tanımak için ziyaretlerde bulunduğunu ifade etdi.
Gerçekdende, Uluslararası ilişkiler tabağı dostluğun inceliğini sağlayabilen esnek ve ılımlı ülke halkını sembolize eder. Ülkeyi çok kültürlü, demokratik, ılımlı, hoşgörülü ve çeşitliliğe saygılı olarak tasvir eden kültürel diplomasinin yeni anlatısı, gastrodiplomasi bir referans haline geldiği günümüzde etkinliğin önemine dikkat çekdi.
Ukrayna Devlet Turizm Geliştirme Ajansı Başkanı Maryana Oleskiv Pancar çorba borsch'un ilk tarihseli 1584 yılına kadar uzandığını ve yüzyıllar boyunca tarifinin sürekli değiştiğini söyledi.
Oleskiv “Özellikle, borsch başlangıçta şimdiki kadar çok ürün içermiyordu, ancak pancar her zaman temeli oldu.Her bölgenin kendine özel pancar çorbası tarifi var. Örneğin, güneyde Odessa bölgesinde balıklı borsch yaparlar, batıda mantar eklerler. Her ailenin kendi özel pancar çorbası tarifi de vardı, ”dedi
Ayrıca Oleskiv, tarihsel olarak Ukrayna ulusal mutfağının temeli Borch çorbasının genel Sovyet mutfağına asimile edilmeye çalışıldığını, Ukrayna yemeği olduğu gerçeği UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındığını hatırlatdı.
Türkiye Büyükelçisi Vasyl Bodnar iki ülkenin dostluğunu, kültürlerin tanınmasıyla dahada pekleşeceğini ima eden konuşma yaptı. Ukrayana sebze ve meyvelerin sembolü niteliğinde motifli tabağı GTD Başkanı Gürkan Boztepe’ye takdim etdiler.GTD Başkanı Gürkan Boztepe GTD logolu zeytinyağı ve zeytinyağlı yaprak sarma konservesini Ukrayna Devlet Turizm Geliştirme Ajansı Başkanı Maryana Oleskiv’e hediye etdi.
Dr Ender Saraç Borch çorba muhteviyatındaki sebzelerin vitamin değerlerini sağlıklı yaşam için önemlerini vurguladı. Lezzeti kadar sağlıklı yemek olduğunun altını çizdi.
Etkinliğin evsahibi Serkan Döner Restaurant sahibi Serkan usta, döner etin hayvanın en uygun yerinden seçimini yaptıklarını, marine edilmediğini, dolgu malzeme kıyma kullanmadıklarını, kare biçiminde odun kömürü gibi en uygun pişirme tekniklerini uyguladıklarını, tüm dünyaya dönerin zevkini tatdıracaklarını söyledi.
Pancar çorbasının hazırlanışı Ukraynalı şef, mutfak uzmanı Ihor Mezentsev tarafından gösterildi. "Doğu Ukrayna'dan geliyorum ve orada mantarsız borsch pişiriyoruz. Füme armut ile pancar çorbası yapıyoruz. Et suyu, sözde füme olan armutlarda pişirilir. siyah füme odalardan armutlar çok siyah çıkıyor. Mesela her gün pancar çorbası yiyebilirim, tüm öğünlerimin yerini alabilir ”dedi
Mezentsev.“İki tip çorbayı seven içen insan vardır: bir gün sonra pancar çorbası sevenler ve lahana çıtır çıtır olsun diye hemen içen ve sevenler. Bugün lahana taze olarak kalan pancar çorbası tadacağız," açıklamada bulundu
Sisli hava muhalefeti sebebinden ertelen uçuş nedeniyle etkinliğe geç gelen Yevhen Klopotenko yanında getirdiği propolisle karışık olarak arı kurularını, füme armutları, esmer buğfayı, çavdarı tanıtdı.
Etkinlik sonrasında iki ünlü şef yine ünlü Döner ustası Serkan Usta döner tezgahında döner kesmeleri katılımcılara keyifli anlar yaşattılar.
Ukrayna Turizm Geliştirme Devlet Ajansı Başkanı Mariana Oleskıv ile Büyükelçliği Diplomat Olena Lytvynenko tercüme yardımıyla yaptığımız söyleşide; Türkiye'nin Ukrayna mutfağıyla tanışmasıyla birlikde Ukrayna'yı ziyaret edecek Türklerin çok zengin tarihsel kültürel varlıkların, değerli ören yerleri olduğunu, Ukrayna müzeleriyle, sanatsal gösterimleriyle, doğasıyla, Ukrayna mutfağının tadını çıkarma fırsatı bulacaklarını söyledi.
yilmazparlar@yahoo.com
2 Kasım 2021 Salı
2.Saros Bölgesi Ekonomi Zirvesi-Yılmaz Parlar
Saros Bölgesi Ekonomi Zirvesi
Keşan, Enez ve İpsala (Saros) bölgesinin ekonomik analizini yapmak, turizm potansiyelinin arttırılması için gerekenleri konuşmak ve tarım sektörüne destek sağlamak amacıyla gerçekleştirilen, ''2. Saros Ekonomi Zirvesinde, bölge ekonomisi ve turizmine katkı sağlaması düşünülen Enez Deniz Gümrük Kapısı zirvenin temelini oluşturdu.
“Türkiye Ekonomiyi Konuşuyor'' toplantıları kapsamında Edirne İş İnsanları Derneği 29-30-31 Ekim 2021 tarihlerinde, Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ile işbirliğiyle Saros Bölgesi Ekonomi Zirvesinin 2.ncisini düzenlediler.
Enez Kaymakamı Şükrü Alperen Göktaş, zirvede yaptığı konuşmasında; Enez Deniz Gümrük Kapısı'nın ilçe ve bölgeye büyük katkı sağlayacağını söyledi.
Gerçekdende ülke ekonomisinin gelişmesi için limanların önemi son derece yüksektir. Modern bir liman,çeşitli ulaşım türlerini birbirine bağlayan önemli bir ulaşım merkezidir.
Liman faaliyeti, devlet ekonomisinin gelişiminin stratejik bir yönüdür ve devletin işleyişindeki kilit bağlantılardan biridir Liman, denizciliğin gelişimi ile ayrılmaz ve tarihsel olarak bağlantılıdır ve hizmet vermeye yönelik bir yapı kompleksidir.
Bu nedenle Enez Deniz Gümrük Kapısı bölge ekonomisinin gelişimi için büyük stratejik öneme sahip olup, ticaret ve ulaşım ihtiyaçlarını karşılamalıdır.
Keşan ve Enez Belediye başkanlarıda zaten zirvede yaptıkları konuşmalarda yüksek standartlı yolları dile getirdiler. Kuruluşlarının gelişimi büyük ölçüde ulaşım kompleksinin durumuna bağlıdır.
Zirveye, EGİAD Edirne İş İnsanları Derneği Yönetim Kurul Başkanı Hakan İnci, Enez Belediye Başkanı Özkan Gönenç, Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, Enez Kaymakamı Şükrü Alperen Göktaş, Bir kısım Ekonomi Derneği Gazetecileri ve Edirne İş İnsanları Derneği üyeleri katıldılar.
EGİAD Edirne İş İnsanları Derneği Yönetim Kurul Başkanı Hakan İnci, Enez Belediye Başkanı Özkan Gönenç, Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, Enez Kaymakamı Şükrü Alperen Göktaş’ın, Açılış konuşmaları sonrası;
Saros Bölgesi Tarımsal Kalkınma Panelinin Çetin Ünsalan Moderatörlüğünde Trakya Üniversitesi Genetik ve Biomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yalçın Kaya Trakyanının tarımsal alanı hakkında bilgiler verdi.
Saros Bölgesi Turizm Kalkınma Panelinde Moderatör EGD Başkanı Celal Toprak zirvenin önemine paylaşılan bilgilerin değerine vurgu yaparak bu tür toplantıları benimsediklerini dile getirdi. Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Recep Zıpkınkurt, EGİAD Edirne İş İnsanları Derneği Yönetim Kurul Başkanı Hakan İnci panelin konuşmacılarıydı.
Zirve ikinci gününde panel İstanbul Üniversitesi Enez Sosyal Tesislerinde gerçekleşti.
Edirne İş İnsanları Derneği Yönetim Kurul Başkanı Hakan İnci ve Edirne İş İnsanları Derneği Yönetim Kurul Üyesi ve Ekonomi Gazeteciler Derneği Edirne Temsilcisi Nevser Eraslan konuşmacıydılar.
Belediye Başkanları ve Kaymakam ikinci gündeki konuşmalarında Edirne'de, kara ve demir yolu gümrük kapılarının ardından Enez ilçesinde yapılan deniz gümrük kapısının ülke ekonomisine ve turizme önemli ölçüde katkı sağlaması beklendiğini söylediler.
Edirne'nin yerel kaynaklarıyla yaklaşık 8 milyon lira civarında maliyetle, hayata geçecek proje ebatları 130 metre uzunluk ve 45 metre genişlik 8 metre derinlik şeklinde olacak şekilde çalışmaların sürdüğünü ifade etdiler.
Ekonomi Gazeteciler ayrıca Bölgedeki Çeltik ve peynir fabrikalarını gezdiler. Ürün aşamalarını yeni teknolojik makinelerin çalışmalarını yerinde gördüler. Tarihi Enez kalesi gezildi arkeolojik ekibi ilgililerinden tarihi ve buluntular hakkında bilgiler aldılar
yilmazparlar@yahoo.com
29 Ekim 2021 Cuma
SKAL İstanbul Kulübü Cumhuriyet Bayram kutlaması-Yılmaz Parlar
SKAL Cumhuriyet Çoşkusu
Başkanlığını Ayşe Önen’in yaptığı SKAL İstanbul Kulübü, asırlarca bağımsız olarak yaşamış yüce Türk milletinin yeniden dirilişinin simgesi olan Cumhuriyetimizin 98.yıldönümünü hep birlikte kutlamanın coşku ve heyecanını yaşadı
Marriott International Genel Müdür Uygar Koçaş ev sahipliğimde, Levent Sheraton Hotelde gerçekleşen Cumhuriyet yıldönümü kutlamasına Başkan Ayşe Önen, Yönetim Kurulu üyeleri Can Arınel, Selma Tatar, Mustafa Yalçın, Meltem Tepeler, Seyhan Ayel, Geçmiş Dönem Başkanları, üyeler, TÜROB Başkanı Müberra Eresin, Antalya SKAL Kulübü asbaşkanı Uğursal Uğur, geçmiş dönem TUREB ve IRO Başkanı Şerif Yenen, Konferans konuşmacı araştırmacı yazar İzzeddin Çalışlar katıldılar.
Millî birlik ve beraberliğimizin kaynağı olan, Cumhuriyeti yaşatmak, yüceltmek ve gelecek nesillere aktarmak en büyük vazifemiz olarak, Cumhuriyetimizin 98 yaşına ulaşmasının gururunu hep birlikte yaşamanın sevinci niteliğinde Başkan Ayşe Önen açılış konuşmasını yaptı.
Misafir Konferans konuşmacı araştırmacı yazar İzzeddin Çalışlar Cumhuriyet dönemine kadar kısa bir ufuk turu attırarak, Atamızın Hümanist tarafını alarak mükemmel bir konuşma yaptı. Konuşma sonrası İzzeddin Çalışlar’a Kulüp plaketi ile adına üç fidan dikilen belge takdim edildi. Ayrıca ev sahibi hizmlerinden dolayı Genel Müdür Uygar Koçaş’a teşekkür plaketi verildi.
Başkan Ayşe Önen ile yaptığımız söyleşide; Cumhuriyet hakkında, milletimizin tarihindeki en önemli gurur tablolarından biri olduğunu, Cumhuriyet, işgalin, yokluğun, yıkılmışlığın ardından yok olmak üzereyken, küllerinden doğarcasına, yüce milletimizin tarihin köklerinden aldığı ilham ile güç ve inançla yeniden filizlenerek, çınar gibi olmasının başlangıc tarihidir. Cumhuriyet çağdaşlaşmadır.
SKAL ritüeldeki gibi aydınlığı, dostluğu, kardeşliği, birliği, beraberliği, barışı paylaşmak olduğundan, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Atatürk başta olmak üzere tüm şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmetle anmak adına toplantıyı düzenledik dedi.
Kısaca Cumhuriyete kadar, gelinen Tarihi özetlersek;
I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'nce işgali sonucunda Misak-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için girişilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadele. 1919-1922 yılları arasında gerçekleşmiş ve 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile resmen sona ermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri, Lozan Antlaşması'nda da yer almıştır. Buna göre, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütün oluşturan Türkiye’de yaşayan ve Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes eşit ve aynı haklara sahip Türk ulusunu oluşturmaktadır.
Saltanatın kaldırılmasının ve Lozan Antlaşması'nın ardından TBMM'de en çok tartışılan konulardan biri olan yeni devletin niteliği sorunu Mustafa Kemal Paşa'nın 28 Ekim gecesi İsmet İnönü'yle, devletin niteliğinin cumhuriyet olduğunu saptayan bir yasa tasarısı hazırlaması ile son buldu. 29 Ekim 1923 günü;
“Hakimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır. Türkiye Devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir"
esasına dayalı olarak Cumhuriyet ilan edildi ve yeni Türk Devleti'nin adı artık Türkiye Cumhuriyeti idi.
yilmazparlar@yahoo.com
19 Ekim 2021 Salı
Save Planet Earth Başkanı İmran Ali Fidan Bağışı-YılmazParlar
YABANCI İŞADAMINDAN FİDAN BAĞIŞI
Pakistan orijinli, İngiliz Doğumlu ve vatandaşı olan, Türkiye sevdalısı “Reach Technical” geri dönüşüm makineler üreten fabrika sahibi ve “Save Planet Earth” Başkanı İmran Ali, Ülkemizde eş zamanlı olarak, sadece ağaçları değil yüreklerimizide yakan Orman yangınlarından Bodrum’a 5000 ağaç bağışında bulundu.
Dünyada iklim değişikliği ve değişkenliği, çevre ve hava kirliliği ve çölleşmeyle mücadele, toprak örtüsü ve toprağın korunması ve ağaçlandırmanın önemi bilinciyle Gezegenimizi Kurtaralım misyonu olan “Save Planet Earth” Başkanı İmran Ali, Bizim Dünyamız Vakfı Başkanı Kahraman Halisçelik koordinesinde, Gönüllü destekci Walton Hotelleri işletmecilerinden MK Taravel seyahat acentası olan Duayen turizmci Muammer Kaya ile Başkanlığını Gürol Yıldızın yaptığı, Türkiye Rugby Derneği sporcularla (SPE'nin Avrupa Rugby Şampiyonası'na sponsor olduğu Türk Rugby Takımı oyuncuları) Bodrum Belediyesi Basın Yayın Halkla ilişkiler Müdürü Kenan Apaydın, Bodrum Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Mehmet Ali Bahar’ın da hazır bulunduğu, Bodrum Belediyesinin Tarım kampına sembolik temsili fidanlarını diktiler.
Bağış fidanların tamamı, Orman Bakanlığın planı dahilinde Bodrum’un yanan yerlerine kısa zaman içinde dikilecekler.
SavePlanetEarth, Dünya Gezegenini Kurtar Simgesi, dünyayı kurtarmak için 10 yılda 1 milyar ağaç dikme hedefininde ötesine geçiyor. İyonizer ortam yaratmak, yeniden ağaçlandırma, yenilenebilir enerji üretimi, çevre temizliği ve karbon emisyonlarının genel küresel azaltılmasını kolaylaştırmayı amaçlıyorlar.
Uydu teknolojisini, jeo-uzamsal algoritmaları ve yapay zekayı kullanmak için devrim niteliğinde bir uygulama özelliği geliştiriyorlar.
Uygun maliyetli, temiz, kanıtlanmış doğrulanmış ve kaynak ve enerji tüketimi düşük olarak sunulan bu ağaçlar, çok işlevli orman üretimine dahil edilebilir ve ayrıca sürdürülebilir orman yönetimi için ekonomik teşvikler sağlayabilirler.
Geri dönüştürmek için pek çok projeler geliştiren Reach technical sahibi SavePlanetEarth Başkanı İmran Ali ve Bizim Dünyamız Vakfı başkanı kahraman Halisçelik “Temiz Su, Temiz Toprak, Temiz Hava” felsefesiyle iklim değişikliğiyle mücadele etmek amacıyla hareket ediyorlar.
Basın Yayın Halkla ilişkiler Müdürü Kenan Apaydın, Bodrum Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Mehmet Ali Bahar Bodrum belediyesine ait olan Tarım kampı hakkında bilgiler verdiler, gerek üniversite öğrencileri, gerekse tarım çiftciler, üreticiler her türlü uygulamalı seminerlerin düzenlendiği bu tarım kampından yararlanabildiklerini söylediler. Geniş lavanta ekimli arazinin aromatik tarıma da geniş yer vereceklerini söylediler.
Yörük çadırları içerisnde, Bizim Dünyamız vakıf Başkanı Kahraman Halisçelik Rugby şampiyona maçları için gelen Çekya, Malta, Hollanda Rugby oyunculara İngilizce olarak kültürümüz hakkında bilgiler verdi. Bodrum Belediye personelince Bodrum limon esanslı kolanyalar ve Bodrum mandalina çayı ikramında bulundular.
Daha sonra el Milas halı işciliğiyle yapılan Etrim Halı tesisleri gezildi. Halı dokuyan zanatkarlardan dokuma hakkında meraklıları bilgi aldılar.
yilmazparlar@yahoo.com
3 Ekim 2021 Pazar
Sosyal Akıl Derneği-Sosyal Kütüphane-Yılmaz Parlar Haberi
EN SEÇKİN 500 KİTAP
Bilgi toplumunda bilginin üretimi ve tüketimi en önemli faaliyettir. Bilgi en önemli kaynaktır. Sosyo-kültürel bir süreç olarak bilişimi karakterize eden ana kategoriler, bilgi fonu ve bilgi akışı hakkındaki fikirlerdir. Bilgi fonu, insanlığın sahip olduğu tüm kültürel bilgilerdir. Bilgi akışı, belirli bir zamanda toplumda dolaşan, bilgi etkileşimi konusu tarafından nesneye aktarılan ve nesne tarafından sosyal aktivitenin meta-araçları olarak kullanılan kültürel bilgiyi ifade eder. Bu durumda en yüksek bilgi düzeyi bilgidir. Sıralı, artırılmış ve depolanmış bilgidir.
Bu bağlamda Sosyal Akıl Derneği tarafından hayata geçirilen “Sosyal Kütüphane” projesi, bize göre; gençlerin bilgiye erişim ve eğitimde yenilikçi faaliyetlerin sonuçlarının yaygınlaştırılmasında dijital kütüphanelerin rolü açısından önemi son derece mükemmel olan toplumsal sorumluluk projesidir.
Araştırmacı yazar ve Gazeteci Recep İncecik’e ait, Osmanlı Mutfağını en iyi uygulayanlardan biri olan Sultanahmet Küçük Ayasofya Caddesinde bulunan Sultan köşesi Restaurant’da 01 Ekim 2021 Cuma günü, Akıl Derneği üyeleri, çeşitli akademisyenler, eğitim dünyasının önde gelen isimleri, STK temsilcileri ve gazeteciler ortak akıl toplantısı gerçekleştirdiler.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen, Sosyal Akıl Derneği’nin geliştirdiği “Sosyal Kütüphane” projesi, hakkında; Sosyal Akıl Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Dündar, “Ülkemizin nitelikli insan ve güçlü toplum idealinin gerçekleşmesine katkı sunmak istiyoruz. Beşeri sermayenin güçlendirilmesi, sosyal ve kültürel kalkınma, toplumsal sorunların tespiti ve bu sorunların çözümü için yapılan önemli çalışmalara önem veriyoruz.” Sözleriyle açılış konuşmasınına başladı.
Başkan Mesut Dündar, “Yerel, ulusal ve küresel sorunların çözümü, toplumsal dönüşümün en küçük yapı taşı olan insanın değişimi, gelişimi ve dönüşümü ile ilgilidir. Değişim, kişinin kendisiyle başlar. Bu da algıları açmak, kişisel potansiyeli artırmak, yaşama ait her şeye farklı açılardan bakabilmekle olur. Farklı bakabilmenin en iyi yolu okumaktır. Bireysel çaba ve gayretler bu anlamda çok önemlidir ve aslında bir sorumluluktur. Her bireyin kendi potansiyeli doğrultusunda yapabilecekleri, zincir halinde etkileşimle topluma yansır ve toplum dönüşür. İnsanın bilgisi ve bilinci değişmeden dünya ve insan değişmez.” Şeklinde açıklamalarda bulundu.
Okumanın önemi hakkında; okumak, başka hayatlardan haberdar olmaktır. Diyen, Dündar, “Haberdar oldukça, geldiğimiz noktaya ayrı yollardan ulaştığımızın farkına varırız. Bu farkındalık bize, bizim gibi olmayanı kabul etmeyi öğretir. Kendimize ve başkasına saygı duymanın vazgeçilemez bir gereklilik ve erdem olduğunu gösterir. Okumak; dünü, bu günü ve yarını okumaktır. Güçlü toplumun inşası zihinlerin güçlenmesiyle mümkün olacaktır. Okumak zihni güçlendirmektir. İnsanın bilinci değişmeden dünya değişmez.” Sözleriyle okumanın zihin güçlenmesini vurguladı.
Gençlerin öğretmensiyle, mesleki faaliyet eğilimlerini analiz edersek;
İnternet teknolojilerinin kullanımı yoluyla normatif, eğitimsel, metodolojik bilgileri yayma maliyetini düşürmeye yönelik fayda sağlar, pek çok materyalin basılmasına, saklanmasına, taşınmasına ve dağıtılmasına gerek yoktur. Yayınlar yazarları güçlendirmeye yardımcı olur. Düşük tirajlı ve dolayısıyla kârsız yayınlar bile okuyucularını bulabilir ve olumlu bir pratik etki getirebilir.
Bilginin okulların, öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin şahsında tüketicilerine ulaşması için gereken süre önemli ölçüde azaltılır.
Dijitalleşmeleri nedeniyle nadir kaynaklara erişim genişleyecektir. Kağıt, sinematografik ve video kasetler, diskler, kayıtlar gibi kısa ömürlü ortamlarda saklanan kaynaklar, özellikle bazı çoğaltma cihazları yavaş yavaş kullanımdan kaldırıldığından kaybolmadan ve tamamen unutulmadan kalacaktır.
Yenilikçi bilgiler ve gelişmiş pedagojik deneyim daha yoğun bir şekilde yayılmaktadır modern yayınlarla ilgili gerekli verileri izlemek mümkündür.
Mevcut tüm bilgilere hızlı erişim olanağı sürekli olarak genişlemektedir Kullanıcılar, bilgi kaynaklarının fiziksel konumundan bağımsız olarak, günün herhangi bir saatinde ve okuyucuya uygun herhangi bir yerde dijital kütüphanelerden istifade edebilirler.
Bütün bunlar kuşkusuz öğretmenin öğretim ve araştırma faaliyetlerine olan ilgisini artırmaktadır.
yilmazparlar@yahoo.com
2 Temmuz 2021 Cuma
GastroShow Fuar 2021-Yılmaz Parlar
Hiperaktif Fuar GastroShow
Turizm Medya Grubu ve Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) ortaklığıyla 28-30 Haziran’da İstanbul Kongre merkezinde gerçekleştirilen Ace of M.İ.C.E Exibition Gastro Show 2021 fuar standlarını ziyaret ederken söyleşide yaptık.
“7 Şehir, 7 Bölge, 7 Ülke” mottosuyla yaklaşık 160 katılımcının fuar standları birbirinden değişik keyifli bilgi donanımlı sonderece hiperaktifdi.
Peynir Sektörün Duayen uzmanı üreticisi İlhan Koçulu sektöre ilgisizlikden çok dertli.
Geleneksel peynirlerimiz "Anadolu'nun öksüz çocukları" diye başlıyor söze İlhan Koçolu “Gastronomi turizminin, bölgedeki deniz fenerleri.
Bu tanımlamayı eskiden daha çok kullanıyordum. Son 4-5 yılda yerel-geleneksel peynirlere artan bir ilgi var, bundan da çok memnunum. Bu tabiri kullanırken amacım bu peynirlerin ne kamu ne de üreticiler tarafından sahiplenildiğini vurgulamaktı.”
Yani sahipsizmi sorumuza, Koçulu, “Yerel peynir çeşitlerinin sahipsizliğini vurgulamak için böyle diyorum yani. Özellikle 2004 yılından sonra peynir üretimi için endüstriye üretim için tasarlanmış gıda standartları geleneksel küçük mandıracılara da uygulandığında, birçok peynir imalatçısının üretim izin belgesi alamaması, geleneksel peynirlerin marketlerde satışına izin verilmemesi gibi etkenlere dikkat çekmeyi amaçlıyorum.”
İlerleme varmı ?
“Son yıllarda artan ilgiyle yeni yasal düzenlemeler de yapıldı. Ancak marjinal üretim gibi düzenlemelerin peynir çeşitliliğimizi korumak ve yaşatmak için yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bugün artık bu peynirleri sahiplenme süreçlerinin başladığını söyleyebiliriz, ama özgün ve özel peynirlerin lokasyonları, değerlendirilmesi, ekonomik potansiyelinin yanı sıra toplumsal ve kültürel hayattaki rollerine dair çok eksiğimiz var.”
-Coğrafi işaret nasıl bir değer yarattı?
“Kars Kaşarına coğrafi işareti 2015 yılında aldık. Kars ve Ardahan eski kaşar peyniri coğrafi işaret öncesinde %80 gibi yüksek oranlarda eylül-ocak ayları arasında tercih edilen bir peynirdi. Coğrafi işaret ile birlikte mera sütünden gelen farklılığıyla Kars Kaşarının beslenmedeki önemi tüketiciler tarafından daha iyi fark edildi. Üreticiler de mera sütünün elde edildiği mayıs-ağustos arası dönemdeki üretime daha çok önem verdiler. Kars Kaşarı Coğrafi İşareti, Kars ve Ardahan’da üretilen kaşar peynirinin özelliklerini ortaya koydu. Coğrafi işaret hem meralarda otlayan ineklerin verdiği sütün değerini hem de bu sütün sulu haşlama, elle yoğurma, çardaklarda bir aya yakın bekletme gibi geleneksel yöntemlerle işlenmesinin değerini arttırdı.”
- Türkiye’de genel olarak coğrafi işaretlerin denetimi ne şekilde oluyor?
“Üreticilerin örgütlülüğü gibi sorunlar var. Yine de bu süreçte Kars ve Ardahan’da süt üreticileri ve peynir imalatçılarının bu değerlere dair farkındalığı arttı. Bu iki il dışında üretilen ama Kars Kaşarı olarak satılan peynirlere karşı coğrafi işaretin sağladığı kolektif hak kullanılmaya çalışılıyor.”
-Burada Boğatepe Gravyerini görüyorum, bahsedermisiniz.
“Kars Kaşarı coğrafi işaretinin yanı sıra yaptığımız çalışmalar sonucu Boğatepe Gravyeri 2015’te Slow Food Hareketinin Presidia ürünleri arasına alındı. Bu belgeyle uluslararası alanda bu peynirin çok özel bir üretim olduğu tanınmış oldu. Bu tanınırlık Boğatepe Gravyerinin fiyatını yükselttiği gibi köydeki süt üretiminin, meralardaki biyolojik çeşitliliğin ve yaklaşık 150 yıllık bu peynircilik kültürünün köylüler, üreticiler ve tüketiciler tarafından daha iyi tanınmasını sağladı. Bu anlamda coğrafi işaret ya da presidium gibi belgelere sadece markalaşma ve ticari değer arttırma perspektifiyle bakmayı çok eksik bulduğumu, hatta bu süreçlere ciddi zararlar verebileceğini düşündüğümü belirtmek isterim.”
-Bu belgelerin amacı?
“Bu belgelerin öncelikli amacı yereldeki biyolojik ve kültürel çeşitliliği, ekolojik koşulları ve bu koşulların içinde uzun yıllar içinde şekillenmiş gıda üretim kültürlerini korumak, yaşatmak olarak tanımlanmalıdır. Dolayısıyla yaratılan değer de sadece ekonomik değildir; elbette bu belgeler sütün ve peynirin fiyatını arttırmak, süt üreten çiftçinin, peyniri yoğuran ustanın adilce kazanmasına destek olur. Ama daha da önemlisi yerelde o lezzeti ortaya çıkaran doğal ve toplumsal koşulların korunmasını ve yaşatılmasını sağlar bu belgeler; ortaya çıkan değer de bu farkındalığın kazanılması, yerel değerlerin sahiplenilmesi, peynirlerin kültürel taşıyıcılar olarak kabul edilmesi, adilce üretiminin devamının için gerekli koşulların sağlanması gibi meseleleri de kapsar.”
-Türkiyede Geleneksel peynir üretimini koruma ? ;
“Türkiye’de küçük mandıralar da büyük oranda endüstriyel süt ve peynir fabrikalarıyla aynı yasal düzenlemelere tabi durumdalar. Örneğin gıda kodeksinin yaptığı gıda güvenliği tanımların bazıları ahşap ekipman, bakır kazan ya da çiğ sütten peynir yapmak gibi süreçleri yasaklayabiliyor. Bu konularda bazı genelgeler ya da yönetmelikler yayınlandı. Ancak bunlar genelde çok sınırlı ya da marjinal üretim olarak tanımlandı, satış yapma hakkı kısıtlandı. Elbette bu adımlar önemlidir, örneğin Anadolu’nun kadim bir geleceği olan hayvan derisinden yapılan tulumlarda peynir üretmenin yasal olmadığı zamanlardan artık belli kriterlerle bu peynirlerin sağlıklı olduğunun ve üretiminin satışının yapılabileceği bir anlamda tanınmış oldu.”
-Yeterli oldu mu?
“Yine de geleneksel peynir üretiminin korunması için gıda güvenliği ile geleneksel üretim arasındaki ilişkinin daha derinlikli araştırılması ve esneklikler sağlanması gerekmektedir. Peynir üretiminde mandıracılar, peynir ustaları ve bilim insanları arasındaki ilişkiler çok önemlidir. Bu nedenle Türkiye’de son yıllarda girişimler artmakla beraber, kamunun tarım birimlerinde ve üniversitelerin Ziraat, Veterinerlik, Süt Teknolojisi ya da Gıda Mühendisliği gibi bölümlerindeki kadroların süt üreticileri ve peynir imalatçılarıyla yakın ilişkiler kurabildikleri, brilikte düzenli ve sistematik çalışmalar yapabileceği imkanların sağlanması çok önemlidir.”
-Kooperatifleşme konusunda ne diyorsunuz?
“Bir diğer zorluk coğrafi işaret gibi belgelerin kullanımında da görüldüğü üzere süt üreticisi ve peynir imalatçılarının kooperatif ya da birlik gibi demokratik yapılar üzerinde örgütlenmesinin zayıf olmasıdır. Bu bir yandan üretimin kaydının tutulması, piyasaya sürülen peynirlerin menşelerinin takip edilebilirliği gibi konularda zorluklar yaratıyor. Bir yandan da üreticilerin kendi iradeleri ve kararlarıyla ortak hareket etmeleri zorlaşıyor. Örneğin olgunlaştırma depoları kurarak peynirlerin değerlerini ve lezzetlerini arttırmaları ya da büyük yabancı şirketlere muhtaç olmadan tüm yerel üreticilerin kullanımına açık özgün starter kültür üretmeleri ya da sağlıklı olmasına rağmen mevzuata uymayan konularda ilgili kamu otoritelerine durumu açıklayabilmeleri yerel-geleneksel peynir üretiminin korunması, yaşatılması ve geliştirilmesi için çok önemli olabilir.”
-Dayanışma turizmi uygulamanız ?
“Biz Fransa merkezli kurulan bir dernek olan daha sonra uluslararası bir ağa dönüşen TAMADI Dayanışmacı Seyahat Ağı’nın bir parçasıyız. Son 3 yıldır bu ağın Yönetim Kurulunda yer alıyoruz. 2009 yılında TAMADI bünyesinde başlattığımız dayanışmacı yolculuk teması Boğatepe’de bizim turizme yaklaşımımızı da şekillendirdi diyebilirim. Kısaca anlatmak gerekirse bu seyahatler gezilmek istenen yerde yaşayan insanların kendi örgütlenmelerini önceliklendiriyor ve gezginlerin yerel dernekler gibi örgütlerle işbirlikleri içinde seyahat etmelerini sağlıyor. Gelen misafirlerin programı tamamen dernek tarafından tasarlanıyor, dernekteki köylüler yerellerini en iyi anlatabilecek faaliyetleri programa koyuyor.”
Hizmeti istenen seviyede yapabiliyormusunuz?
“Gezginler Türkiye’ye geldiklerinde uçak yerine trenle Kars’a ulaşıyorlar. Kars’ta da mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarını ya da yerelde yaşayan insanların kullandıkları araçları kullanıyorlar. Örneğin yaylaya traktör üzerinden gidiyorlar. Öte yandan Boğatepe köyünde kalınan 1 hafta kimi zaman 10 günlük zamanda gezginler köylülerin evlerinde kalıyorlar, hem evin gündelik işleyişine yardımcı oluyorlar hem de köydeki hayatı deneyimleme fırsatı buluyorlar. Kaldıkları evde yemek ve konaklama için belirlenen adil ücretleri doğrudan evin kadınına ödüyorlar. Her seyahatin sonunda gezginlerin ödedikleri paraların köylü kadınlar, yerelde yardımcı olan köylüler, ulaşım gibi kalemlere nasıl harcandığını şeffaf olarak raporlaştırıyoruz. Kısacası bizim dayanışmacı turizmden anladığımız gelen misafirlerin tüketmek üzere değil üretime katılmak, paylaşmak üzere geldikleri; kültürel etkileşimin ön planda olduğu, yerelin değerleri ve beklentileriyle gezginlerin arzularının adilce biraraya getirildiği bir turizm anlayışı diyebilirim.”
Gerçekden bravo .Köy hakkında bilgi verirmisiniz?
“Boğatepe (Büyük ve Küçük Boğatepe olmak üzere iki köy olarak) 1980 öncesinde Kars’ın en önemli süt ve peynir üretim merkezlerinden biri olarak çok canlı ve kalabalık bir köydü. 1980 sonrasında bölgenin çok göç vermesinin, Türkiye’nin özellikle doğusunda kırsal alanda yaşanan boşalmanın da etkisiyle insan ve hayvan nüfusunun hızla azaldığı, 2000 yılına gelindiğinde süt ve peynir üretiminin neredeyse durma noktasına geldiği bir köy haline geldi. 2000 yılında köy minibüsünün talihsizce kazasıyla köyde 23 kişi hayatını kaybetti. Bu kaza birçok evin kapanmasına ve kalanların önemli bir kısmının da köyden göçmesine sebep oldu. Ben de o cenazeyle köye geri dönme karar verdim. 2000 yılından itibaren Boğatepe de dahil olmak üzere Kars’ın 10 kadar köyünde çalışmalar yaptık. 2007 yılında Boğatepe’de kurulan derneğimiz öncesinde yapılan bu çalışmaların temelinde yükselmiştir diyebilirim. Geçen yaklaşık 15 yılda geçimlik bostanlar kurmaktan tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanımına, hayvan ve insan sağlığından iletişime, peynir tadımlarından sosyal medya kullanımına birçok konuda eğitim ve atölye çalışmaları yaptık. Bizim öncelikli amacımız köydeki sosyal ve kültürel hayatı yeniden canlandırmak, başta kadınlar olmak üzere köyde yaşayanların aidiyet duygularını geri kazanmalarını sağlamak ve çocuklarına yaşanabilir bir yer bırakmalarına destek olmaktı. Ekonomik gelir yaratmak ikinci hatta üçüncü plandaydı, yaptığımız diğer çalışmaların uzun vadede özellikle de kadınlar için ek bir ekonomik gelir yaratmasını elbette önemsedik ancak asıl önceliğimiz kadınların hali hazırda verdikleri emeklerin görünür olmasını sağlamak ve kendi yaşamlarını daha sağlıklı ve ekolojik sürdürmelerini sağlarken köydeki kültürel hayatın da zenginleşmesine katkı vermekti. Son birkaç yılda köyde yapılan akademik çalışmalar da bizim kendi derneğimiz içinde yaptığımız sohbetler de köyden göçün durduğunu, hatta birçok ailenin geri dönerek tersine bir göçün yaşandığını, insanların dışardan gelen gezginlerle tanışmaktan çok memnun olduğunu, kadınların söz hakkının ve görünürlüğünün arttığını, rakım yüksek olmasına rağmen köylünün kendi tüketimi için küçük bostanlar ektiğini, köyün arazisindeki zengin bitki çeşitliliğinden, tıbbi ve aromatik bitkilerden başta kendi yaşamlarını iyileştirmek için daha fazla faydalandığını ortaya koyuyor.”
Zavot ve peynir müzesisin gastronomik turizmdeki katkısı ?
“Ekomüze Zavot yaşayan bir peynir müzesi olmayı hedefledi. Köyde 1900’lerin başında İsviçreliler tarafından inşa edilmiş eski bir mandıranın alt katındaki sabit sergi alanımızın yanı sıra gezici bir sergi oluşturduk. Peynircilik üzerine sözlü tarih araştırması ve Kars Ardahan kırsalındaki yerel peynir çeşitlerini ortaya çıkaran, tarifleri kayıt altına alan ve kimi kaybolmaya yüz tutmuş peynirlerin üretimini canlandırmayı hedefleyen çalışmalar yaptık. Özellikle Kars Kaşarı Coğrafi İşaret süreçlerinde peynir tadım etkinlikleri düzenledik. Tüm bu çalışmalar Kars’ta turizmin gastronomi ayağı için çok önemli bir yer tutan peynircilik kültürüne, bu kültürün tarihine, ekolojik ve toplumsal boyutlarına önemli katkılar yaptı. 2017’den bu yana Kars’a artan turistik ilginin önemli bir parçası ekomüzeyi ziyaret etmek ve yapılan çalışmalar hakkında bilgilenmek oldu. Bundan dolayı çok mutlu ve gururluyuz. Bugün Kars’ın merkezinde de bir peynir müzesi açılmak üzere. Ekomüze Zavot’un peynir müzeciliği ve zengin peynir kültürünün korunarak geleceğe taşınmasında katkı yapmaya devam etmesi için çalışıyoruz.”
Peynir rotası çalışmalarınız?
“Erzurum Atatürk Ünüversitesi- kafkas Ünüversitesi-kars ticaret odası- Boğatepe çevre ve yaşam derneğ anadolu efes desteği ile
Ardahan ve Karsta yerel geleneksel peynirlerin üretildiği köyleri kapsayan , turizmi de yeni ve farklı destinasyonlar geliştirerek
Hem yerel pey çeşitlerini yaşatmak gende köylerdeki üreticilere Turizim gelirleriyle destek olmak aracıyla yapılan projedir.”
Malatya standında mahalli çalgıcılar yöre müziğini dinletirken ziyaretciler halay çekerek özlem giderdiler. Çok eski yerel yemeklerin lezzeti ustası Zeki saygı’nın tadımlıkları kuyruk oluşturdu. Valilik Halkla İlişkiler İbrahim Kılıç’da tüm ziyaretcilerle ayrı ayrı ilgilendi.
Staras Wedding standında dev led ekranlarda Doğum günü evlilik nişan vs etkinliklerde özel tasarımla birlikde adınız yazılıyor.
İBB Beltur A.Ş. Dondurma ikramında bulundu Eray Kılıç ve şef Şenol Özbay konuklara bilgiler aktardılar.
İzmir Belediyesinin Alanında her birim kendi üniteleri hakkında bilgiler aktardılar. Ziyaretcilere ikramlarla tanıtımlarını zenginleştirdiler.
Gastronomi Turizm Derneği Başkanı Gürkan Boztepe davet etdikleri Protokolu fuar alanını gezdirdi Bilgiler verdi
yilmazparlar@yahoo.com












