20 Temmuz Kıbrıs Türkü'nün Var Olması
Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi, KKTC'nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 49. yıl dönümünde KKTC İstanbul Konsolosluk himayesinde düzenlediği resepsiyonda okunan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar mesajında “20 Temmuz Kıbrıs Türkü'nün var olma mücadelesidir.” Anlamında günün mana ve ehemiyetini bildiren sözcüktü.
Başkanlığını Zehra Bilge Eray’ın yaptığı Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) İstanbul Başkonsolosluğu ile birlikte, KKTC'nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 49. yıl dönümü münasebetiyle Beşiktaş'taki Yıldız Parkı Çadır Köşkü'nde resepsiyon düzenledi.
Gerçekleşen resepsiyona İstanbul Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek, KKTC'nin İstanbul Başkonsolosu Seniha Birand Çınar, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ali Sivri ile askeri yetkililer, (TKKTTO ) Kuzey Kıbrıs, Türk Ticaret odası Derneği Başkanı Uğur Özgöker, İstanbul Turizm Platformu Direktörü Dr. Şengül Altan Arslan, Başarılı Uluslar arası Avrasya zirveleri düzenleyen Marmara Vakfı Temsilcisi Engin Köklüçınar, Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akün başta olmak üzere Kıbrıs gazileri, Dışişleri Bakanlığı temsilcileri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi temsilcisi, siyasi parti temsilcileri ve seçkin elit davetliler katıldı.
Resepsiyon başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere gazilere saygı duruşu ve ardından tüm katılımcıların yükses sesle İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.
Erenköy mücahit Özmen İkibiroğlu tarafından, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın gönderdiği mesaj okundu.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın mesajı, "Kıbrıs Türkü'nün var olma mücadelesinde en önemli anlardan olan 20 Temmuz 1974'ün 49. yılını idrak ediyoruz. Kıbrıs Türkü'ne barışı ve huzuru getiren Mutlu Barış Harekatı'nda şehit düşenleri rahmetle yad ederken tüm gazilerimizi de minnetle selamlıyorum." özetindeydi
Resepsiyonda Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şube Başkanı Zehra Bilge Eray yaptığı konuşmasında tüm olayların tarihçesine ufuk turu attırdı. Türklere karşı Rum zorbalığını, EOKA terör örgütünün katliamlarını, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın kuruluşunu ve Kıbrıs Barış Harekatı'nı özetledi.
Kıbrıs Adasında 1974 harekatına kadar giden sürecde ilk adımlar 1950’li yıllarında başlandı. Rumlar, Yunanistan’a katılmak için çeşitli faaliyetlere girişince Türkiye de meseleye dahil oldu. Adada iki toplumlu bir devletin kurulması için harekete geçildi. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin yürüttüğü görüşmeler sonucunda 1959 yılında Türk ve Rum halklarının ortak yönetecekleri bir Kıbrıs Devleti’nin kurulması kabul edildi. Varılan mutabakata göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör ülkeler oldu. Kıbrıs’ta anayasal düzeni bozmaya yönelik herhangi bir girişimde bu üç devlete müdahale yetkisi verilmiş oluyordu.
Kıbrıs Devleti kuruldu Barış bir türlü oluşmadı. Rum siyasetçiler, Yunanistan’la birleşme amacından hiç vazgeçmedi. Rumların bu yolda örgütlenerek harekete geçmesi çok sürmedi. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olarak seçilen Makarios öncülüğünde kurulan EOKA (Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü) adlı Rum örgütü, Türklere karşı saldırılara başladı. Ada'da Kıbrıs Türkü'nün sağduyulu ve barışçıl tutumlarına rağmen Rumların, Kıbrıs Türklerinin malına el koyduğu ve işkencelerle şehit edildi.
Türkiye Cumhuriyeti, 20 Temmuz 1974'te garantör devlet olarak müdahale hakkını kullandı. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Kıbrıs Barış Harekatı'na karadan, denizden ve havadan başlamış oldu.
Türk askeri, 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı ile tarihin sayfalarına altın harflerle yazdırdı. Kıbrıs Türkü'nün özgürlüğünü ve bağımsızlığını ilan etdi.
.Zehra Bilge Eray’ın yaptığı konuşmanın duygusal sözleri ise "Vatanımız olan Kıbrıs topraklarına hemen her aileden şehitler ve kayıplar verdik. Özgürlüğümüz ve bağımsızlığımız için büyük imkansızlıklara rağmen 7'den 70'e çocuk, genç, ihtiyar birlik ve beraberlik içinde direndik ve savaştık. 1974 yılı 20 Temmuz günü, ikinci kez şanlı Türk ordumuzla, Mehmetçiklerle kucaklaşana kadar biz mücahitler, mücadelemize devam ettik.
Bugün birilerinin telaffuz ettiği gibi Kıbrıslı değil, Kıbrıs Türkü'yüz. Kanlarıyla, bayrağı bayrak, Kuzey Kıbrıs'ımızı bize vatan yapan Mehmetçiklere, mücahitlere ve ana vatanımıza sonsuz şükran borcumuz vardır. Dünyaya ve özellikle Kıbrıs'ta ve Türkiye'de duyması gereken herkese haykırıyoruz ki, o bayrak gönderden indirilemeyecek, KKTC, Güney Kıbrıs'a yamanamayacaktır." İfadeleri yoğun alkış aldı.
KKTC'nin İstanbul Başkonsolosu Seniha Birand Çınar da konuşması aynı zamanda veda niteliğinde oldu.
Bandonun icra edeceği Mücahitler Marşı"ndan bir bölümü dokunaklı, gözleri dolarak okudu.
Konsolos Birand Çınar, "20 Temmuz'un 49'ncu yıl dönümü. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100'ncü yıl dönümü. Bu tarihler hepimize Türk ulusunun ne yollardan geçip bu noktaya geldiğini, ne mücadeleler verdiğini anlatmaktadır. 11 yıllık bir hak, hukuk, hayatta kalma mücadelesi vardır. Ve bu çerçevede hep hatırlatmak isterim. Birleşmiş Milletler Barış Gücü adaya 1964'te konuşlandırılmıştır. İşte bu mücadelelerden bir tanesi, Kıbrıs Türk halkının 1963-1974 yılları arasında vermiş olduğu varoluş mücadelesidir. İşte 20 Temmuz 1974, bir dönüm noktasıdır. Bu onurlu mücadelede gerisinde. Eğer Rum tarafı Yunanistan'ın söylediği gibi, dünyayı inandırmak istediği gibi, Kıbrıs sorunu 1974'te başlayan bir işgal sorunu olsaydı, o zaman 1964'te Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün Kıbrıs'ta ne işi vardı Bu çerçevede hep hatırlatmak isterim ki BM Barış Gücü, Ada'ya 1964'te konuşlandırılmıştır.20 Temmuz 1974, bu onurlu mücadelede bir dönüm noktasıdır. Gerisinde 11 yıllık hak, hukuk ve hayatta kalma mücadelesi vardır." açıklamalarda bulundu, İstanbul Konsolosluk hizmetinin bitişi ile kısa veda sözleri ile tamamladı.
Resepsiyon "Mücahitler Marşı", "Türk Marşı" ve kahramanlık türküleri eşliğinde sunulan ikramlarla sona erdi.
yilmazparlar@yahoo.com
20 Temmuz 2023 Perşembe
Türkiye Ekonomik Forumu 2023-Yılmaz Parlar
Körfez Bölgesi Yatırımcıları Zirvesi Kasımda
Kısa adı UIP olan Uluslararası İşbirliği Platformu (International Cooperation Platform) ile (GCC) Körfez Araştırma Merkezi (The Gulf Research Center) tarafından, Körfez bölge ülkeleri ile Türkiye arasındaki ekonomik işbirliğinin geliştirilmesine yardımcı olmak adına düzenlenecek olan “(GCC) - Türkiye Ekonomik Forumu 2023” 12-13 Kasım 2023 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek.
Körfez Bölgesi yatırımcılarını 12-13 Kasım tarihlerinde İstanbul’da buluşturacak olan zirvenin tanıtım toplantısı 19 temmuz 2023 Çarşamba günü İnterContinental Hotelde yapıldı.
Yönetim Kurul Başkanlığını Cengiz Özgencil’in yaptığı Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) çok başarılı, çok etkin verimli “Boğaziçi zirveleriyle” birlikte bu Ekonomik Forumuda UİP Olarak Ekonomik açıdan Ülkeye çok değer katacak.
International Cooperation Platform Kurucusu Cengiz Özgencil ile Körfez Araştırma Merkezi (The Gulf Research Center) Başkanı Dr. Abdulaziz Sager’in ev sahipliğinde gerçekleşecek forum; tarım, gıda, altyapı, ulaşım, lojistik, turizm, finans, yatırım, sanayi ve enerji alanlarında işbirliği fırsatları ve ortak projelere yönelik ağların kurulacağı nitelikte olacak.
Basın Toplantısında UIP Başkanı Cengiz Özgencil, önce UIP Yönetiminde olan The Gulf Research Center yönetiminde olan Gözde Dizdar, Abdülaziz al Ager, Dr. Abdülaziz Sager, Erşat Hürmüslü, ve Dr. Semir Ferraoğlu’nu tanıtdı.
Türkiye ve körfez ülkeleri güçlü altyapıları, dünyaya entegre ekonomileri, rekabetçi piyasaları ve girişimci ruhuna sahip iş insanları sayesinde ticaret ve yatırımda çok güçlü bir potansiyeli oluşturacağını inandığımız Forumun tanıtım toplantısında Başkan Cengiz Özgencil Şubat Deprem felaketi hepimizi manevi anlamda çok yıktığını, Kimsenin işine zaman ayıramadığını hatda düşünemediğini daha sonraki seçim ortamı nedeniyle yapmasını planladıklerı bu toplantıya bu tarihe ertelediklerini söyledi.
“Şu anda Dr. Semir Ferraoğlu bizim sağlık grubu icra kurul üyemiz. Erşat Hürmüslü, kuruluşdan beri bu UIP’e çok büyük emeği geçmiş. Hepinizin yakında tanıdığı çok değerli büyüğümüz.
Gözde Dizdar hanım da uzun yıllardır bize icra kurul üyesi olarak destek veren arkadaşımız.
Dr. Abdülaziz Sager’in konuşması daha anlamlı. Kendisi hem Körfez Bölgesi'yle ilgili bilgiler verecek hem de Türkiye'ye bakış açısını anlatacak.
Bugünkü ortamda körfez bölgesiyle yaptığımız iş birliği bizim için çok anlamlı. Ve altı aylık üzerinde çalıştığımız müthiş birliğe inanıyorum ki Körfez bölgesinden çok önemli yatırımcıların gelmesiyle Türkiye'deki iş dünyasını bir araya getirecek. Ve bu birliktelik uzun soluklu olacağını düşünüyorum.” dedi
Dr. Abdülaziz Sager, İstanbul'da olmak, sevdiği şehirde olmakdan mutluluk duyduğunu, basın mensupların gelmelerinden müteşekkir olduğunu belirtdi.
Sager, “Yıllar öncesinden gelen tanınmış firmalarımız var. Daha önce de hem misafir olarak hem de konuşmacı olarak pek çok kez katıldım. Cengiz Bey'in yaptığı etkinliklerine hevesle, ilgiyle çok severek izledim. Türkiye'nin tanıtımı için gerçekten elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Çok iyi gözlemliyorum. Buradayken NATO'nun bir konferansında ne yapalım?
Türkiye için gerçekten çok çok önemli bir gündü bizim için ve davetle burada olmak benim için ayrıca büyük bir zevkti. Gerçekten forum çok önemli. Özellikle bilgi paylaşımı, kültür paylaşımı, anlamında.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Arap ülkelerini ziyaret ediyor. Çok çok mutluyuz Cumhurbaşkanı'nın ziyaretiyle birlikte onların bir arada olmasıyla beraber doğru yolumuza da hazırız. Doğru yol ilerlemek aynı işte arabasıyla beraber Togg ile geziyor. Bir milyar dolarlık ekonomik gelişim önümüzdeki 2030 yılında yirmi beş milyar dolara çıkması hedeflendiği için çok değerli üzerine geçip yapıldığını gördük.
Türkiye'den Arap ülkelerine, Arap ülkelerinden Türkiye'ye Körfez Araştırma Merkezi olarak zaten bu etkinliği yaparken gördük ve onunla birlikte ilerlemek istedik. Kullandığımız iki taraf için de önemli olacağına inandığımız konulara odaklanmak istedik
Finans ve bankacılık zaten şu anda halihazırda dört tane körfezden gelen banka aktif olarak Türkiye'de çalışıyor. Endüstri Turizm ve tabii ki turizm sürekliği..Pek çok körfezle insanla karşılaştım. Gerçekten çok güzel bir Türkiye ekonomisinde şu anda bazı sorunlar zor bir dönemden geçse de, zaten geleceği için büyük potansiyel ve hani geleceği için gelişmeye açık.
Öncelikle çok iyi, önemli bir insan grubu var. Ciddi bir coğrafyaya sahip, doğru çevreye sahip. bilgiye sahip. Kendi iç pazarı yeterince büyük ve tabii ki çevre yani bölgesel önemli bir pazara sahip.
Büyüme için zaten büyük potansiyele sahip. Zor dönemler oldu mu? Her zaman bir yokuş yukarı gitmesi gerekmeyebilir. Zaten bu gibi şeyler düzelmeyle beraber gidecekler diye düşünüyorum.
Körfez ekonomisi gayet kuvvetlenerek kendine geldi. Üreticisiyle görüştüm ve bu formun amacını anlatmaya çalıştım ama konuştuğumuzda bu forumun yapılmasında bizim bütün desteğinize sahip olduklarını söylediler ve zaten bu kapsamda da etkinlikle birlikte bir görüşme burada gerçekleşti. Ticaret odalarının da bir mesleğe sahibiz. Birkaç zaten dediğimiz şirketler arası şirketlerin yapacağı iş birliktelik ile birlikte zaten arttıracağımız için ticaret odalarında bu etkileşim çok çok önemli.
Hedef sektörleri üzerinden pek çok analiz ve akademik paylaşımlarda bulunacağız. Fırsatları değerlendirebilmeleri için yatırımcılara bu fırsatları sunacağız..” şeklinde özetledi
Gerçektende; Küresel krizle birlikte; Körfez Bölgesi'ndeki bankalarda ciddi anlamda likidite ve maliyet artışı yaşandı. Körfez bankalarının fonlaması sermaye piyasalarından gelmekteydi. Sermaye piyasaları çok ciddi çalkanınca bankaların fonlaması da sarsıldı..
Ancak, Küresel kriz döneminde yara alan Körfez yatırımcısının Türkiye'ye olan ilgisinin yeniden artmaya başlıyor.
Türkiye'de enerji, alt yapı, gayrimenkul, sağlık ve perakende başta olmak üzere tüketiciye dokunan her sektörün Körfez yatırımcısının ilgisini çektiğini ve bu alanlarında önemli büyüme potansiyeli görüyorlar.
Türkiye pazarına gerek özel sermaye fonları aracılığıyla, gerek satın alma yoluyla giriş yapmak için yeniden fırsat kollamaya başladıkları görülüyor.
yilmazparlar@yahoo.com
19 Temmuz 2023 Çarşamba
Softıto Mezunlarını Verdi-Yılmaz Parlar
SKAL İstanbul Kulübü Tarihi Pera’da,
Softıto Mezunlarını Verdi
İş Dünyasına ihtiyaç duyulan 7 ana başlıkda yazılımcı yetiştiren İstanbul Ticaret Odasının destek verdiği SoftITo Yazılım-Bilişim Akademisi, 9 bin 200 başvuru içinde en iyi 146 yazılımcıyı yetiştirdi. Genç dinamik beyinler görkemli bir törenle diplomalarını 18 temmuz 2023 Salı günü İTO binasında aldılar.
İTO Başkanın Yurt dışı resmi temsilci gezisinde olmasından dolayı gösterilen videoda; İTO Yönetim Kurul Başkanı şekib Avdagiç sık sık ziyaret etdiği son derece önemli destek verdiği günümüz gençlerine geleceğin yetkinliklerini kazandırmak amaçlı İTO’nun Yazılım-Bilişim Akademisi SoftITo hakkında “Yeni çağın alfabesi dijitallik, bu alfabenin A’sı da yazılım ve yazılım sektörüne nitelikli beyin gücü kazandırmayı amaçlayan SoftITo Yazılım-Bilişim Akademisi Türk gençlerini yeni çağın aktörleri yapmak” şeklinde sözleriyle önemine vurgu yaptı
Eğitim durumu yaş maddi imkanlar ve benzeri kısıtlara takılmaksızın ön elemeleri sonunda alınan eğitimle elde edilen yetkinlikler ile gençleri iş gücüne katılımayı kolaylaştıran SoftITo Yazılım-Bilişim Akademisi böylelikle yazılım - bilişim ekosistemine güçlü bir insan kaynağı girdisi sağlama ve ülkemiz yazılım ihracatı stratejisi hedefleri doğrultusunda hizmet vermek misyonu taşımaktadır.
Diploma Töreni açılış konuşmasında İTO Yönetim Kurul üyesi Bilgi Teknolojileri Meslek Komite Başkanı Murat Hazıroğlu İTO Başkanın hitab edeceğini ancak resmi temsilci sıfatıyla yurt dışında oluşundan dolayı iletilmesi istene mesajı üstlendiğini mezunları teker teker tebrik etmek istediğini aktardı.
Hazıroğlu İTO Başkanına şükranlarını sunarak “Gerçekten de bugün İstanbul Ticaret Odası olarak insanımızın hayatına toplanmamıza vesile olan bir eğitim sürecinin daha meyvelerini topladığımız bir gün. Eskilerin tabiriyle sadece kollara değil, zihinlere de altın bir bilezik takmış, yüzleri gülen başarılı mezunlarımızı görmek bizim için en büyük mutluluk hele ki bu eğitimin
Sizlerin hayatlarının yanı sıra İstanbul'umuzun ve ülkemizin gelişimine de katkı sağlayacağını düşünmek bizim mutluluğumuzu artırıyor.” dedi
Son otuz yıldır teknolojide yaşanan gelişmelerle, yazılım teknolojisi hayatımızın her alanında var olduğunu ve bu alanın günden güne büyümekte olduğunu hatırlatan Hazıroğlu “Yazılım sektörü günümüzde sağladığı katma değer sayesinde pek çok endüstriyle rekabet eder hale gelmiştir. Öyle ki günümüzde dünyanın en değerli yirmi şirketi içinde yedisinin yazılım alanında olması bu gerçeğin somut bir halidir. En güzel örneğidir. Yine son dönemde hepimiz dünya ekonomisinin yazılımla yeniden şekillendiğine şahit olmaktayız.
Girişimciler yeni bir fikir ve yazılım ile dikkatlerinin üzerlerine çekiyor. Apple, Amazon, Ali Baba, Zoom, gibi örnekleri, günlük hayatımızdan bilir hale geldik. Bu şunu gösteriyor. Yükte hafif havada ağır, kıymetli ürünleri olan yazılım sektörü, dijital dönüşümün lokomotifi konumundadır. Dijital ürün ve hizmetler pazarı küresel dünyada yaklaşık iki trilyon dolar bütçeye yaklaşmıştır. Ülkemizde uzun yıllardır artarak devam eden Teknokent yatırımları, AR-GE İnovasyon Teşvikleri ve Özel Sektör Startup iş birliği ile büyüyen bir girişimcilik sistemine sahiptir.
Halihazırda İHA'larımız, SİHA'larımız, kızıl elmamız ve top yazılım ağırlığında ülkemizin yüz akı projeleridir. Ancak, bizim global yazılım ekosisteminden daha fazla pay ay alabilmemiz için ve ekosistemi güçlendirmemiz gerekiyor. Bunu da ancak yazılımı herkesin yapabileceği bir kolaylığa indirgeyerek yani içimizdeki yazılım ruhunu dışarıya çıkartarak uyandırarak yapabiliriz. Bunun yolu da eğitimdir. ITO olarak
Biz de bu konuyu kendimize dert edindik. Ülkemizi ve insanımızı bu alanda nasıl daha yukarı taşıyacağız? Düşüncesinden hareketle yaptığımız çalışmalara projesini ekledik.
Bugün aramızda bulunan sektördeki dostlarımızla bir yol haritası belirledik. Bir yapı oluşturduk yine yaptığımız görüşmelerle incelemeler sonucunda Türk iş dünyasının hangi alanlarda nasıl yazılımcılara ihtiyaç duyduğunu belirledik. Neticede yedi ana başlık belirlendi
bu başlıkları bilişim güvenliği mimarı ve görünüş sistemler olarak tespit ettik”dedi
Front-end, Back-end, Mobile, Game Developer, Veri Analitiği, Bilişim Güvenliği, Embedded Systems olmak üzere 7 ana ihtiyaç alanı tespit edildi. Bu 7 eğitim alanında 32 uzman eğitmenle çalışıldı.
160 saat online, 160 saat yüz yüze eğitim verildi
İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nde (İDTM) sınıflar oluşturuldu. 24’er kişilik üç sınıf, cihaz ve teknik donanım ile donatıldı.
Sürecin yönetilip, kontrol edilmesi için de www.softito.com.tr sayfası oluşturuldu.
Seçmeler tamamen objektif kriterler üzerinden gerçekleştirildi. Adaylar online olarak genel bilişim, yetenek, İngilizce, teknik bilgi ve sözlü teknik mülakata tabi tutuldu. Sonrasında önce 160 saatlik online eğitime alındılar. Proje/makale hazırlama ve çeşitli ödevler için yapılan bitirme sınavı sonrası ise 5 ayrı aşamada elemeyi geçen adaylar için yüz yüze eğitim süreci başlamış oldu. Çoğunlukla uygulamalı 160 saatlik yüz yüze eğitimde de aynı aşamalar takip edildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İTO Başkanı Şekib Avdagiç, “Hedefimiz belli; yazılım sektörüne güçlü insan kaynağı yetiştirmek, girişimcilik ile istihdam hedefli yazılım ekosistemi oluşturmak” dedi.
Avdagiç, “7 farklı eğitim başlığında neleri öğretmek gerektiğini uzun araştırmalar sonucunda belirledik. Akademideki eğitim müfredatı hem en güncel bilgi olsun hem piyasanın ihtiyacını karşılasın hedefi ile yola çıktık. Müfredatın nasıl olacağına karar verildikten sonra bu eğitimleri en iyi verebilecek olan, akademik yönü yanında piyasa bilgisi de olan eğitmenler belirlendi. Türkiye’nin her bölgesinden yaş, maddi durum, eğitim, cinsiyet ve bunun gibi kısıtlamalar olmaksızın belirli niteliklere sahip tüm gençlere bu site üzerinden başvuru imkanı sunduk” açıklamasında bulundu.
SoftITo Yazılım-Bilişim Akademisi mezunlarının 3’te 1’ini kadınlar oluşturdu. Akademiye 81 ilin 52’sinden başvuru geldi. Ayrıca, Azerbaycan, KKTC, Almanya, İsviçre, Avustralya, Fransa ve Karadağ olmak üzere 7 ülkeden de başvuru yapıldı. Mezun olan 146 kişinin 3’ü lise, 15’i ön lisans, 119’u lisans, 6’sı yüksek lisans ve 3’ü ise doktora mezun veya öğrencisinden oluştu.
Akademi mezunlarının özgeçmişleri, eğitim boyunca hazırladıkları projeleri, ödevleri, sınav sonuçlarını içeren portfolyoları, www.softito.com.tr web sayfasında iş dünyasının bilgisine sunuldu. Mezunların ilgili üyelere, teknoparklara, Teknoloji Geliştirme Merkezlerine (TEKMER) tanıtılmaları için çalışmalar sürüyor. SoftITo henüz çok yeni olmasına rağmen istihdam ve staj imkanlarında başarı sağlandı.
Törende ayrıca İTO Yönetim Kurul Başkan yardımcısı Mehmet Develioğlu’da konuşmasında Dijitalin öneminden yaptıkları bu hizmetden ülke ticari dünyasına olacak olan katkıları sıraldı.
Diplomalar verilmesinden ve toplu aile fotodan sonra tören sona erdi
yilmazparlar@yahoo.com
22 Haziran 2023 Perşembe
SKAL İstanbul Kulübü Tarihi Pera’da-Yılmaz Parlar
SKAL İstanbul Kulübü Tarihi Pera’da,
SKAL İstanbul Kulübü geleneksel aylık toplantı sonrası Kültürel projeleri kapsamında, kültür gezilerine devam ediyor. 2023 Haziran ayı toplantı sonrası rotası Tarihi Pera’ydı.
İBB tarafından yenilenen tarihi bina Casa Botter ile Metro Han’ı gezi öncesinde, Rehberler Oda Başkanı Sedat Bornovalı ve Kültür İstanbul A.Ş. Yatırım, Proje ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Onur Aldı tarafından, SKAL İstanbul Kulubü üyelerine bu iki tarihi bina bilgilendirildi.
2023 haziran ayı The Marmara Pera Hotelde Genel Müdürü Mert Özcan’ın ev sahipliğinde yapılan toplantıya Başkan Can Arınel, Yönetim kurul üyeleri, Mustafa Yalçın, Meltem Tepeliler, Eski SKAL İstanbul Kulübü Başkanı ve USDF Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Önen, Seyhan Ayel Girit, Tülay Kurtuldu, Marmara SKAL Başkanı Melih Kırlı, Eski SKAL İstanbul Kulübü Başkanları, Bahar Birinci, Başta olmak üzere üyeler Katıldılar.
Yönetim Kurul Üyesi Mustafa Yalçın ön konuşma ile birlikte Misafirleri takdim etdi. Misafirler arasında; Özkan Alkan misafiri Tahsin Türkoğlu, Öznur Çilingiroğlu misafiri Tolom Sökmen, Elif Altınok misafiri Rana Ünsal, Misafiri Serdar Keskin. Rize Sağlık Kulübü işletmecisi. Diyarbakır bölgesinde yeni kurulacak olan Mezopotomya SKAL Başkanı ve TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Akyıl, İstanbul Turizm Platformu Koordinasyon biriminden Funda Kesiciocak ve Mertcan Topal, Türkiye Otelciler Birliği-TÜROB Başkanı Müberrar Eresin, İBB Turizm Müdürü Hüseyin Gazi Coşan, Kültür A.Ş. Müdür Yardımcısı Onur Aldı, Eski Rehberler Odası başkanı Sedat Bornavalı ve pek çok Turizm üst düzey temsilcileri yer aldı.Yönetim Kurul Üyesi Mustafa Yalçın, Konuşması için Başkan Can Arınel’i davet etdi
Başkan Can Arınel, yaz aylarındaki kapalı alan toplantıları yapmaya pek alışkın olmadıklarını söyleyerek “ Haziran ayında biraz kapalı bir mekanda sizleri burada ağırlıyoruz. Çünkü çok özel bir programımız var.” Sözleriyle İBB tarafından yenilenen Pera Bölgede bulunan iki tarihi bina Casa Botter ile Metro Han’ı gezeceklerini hatırlatdı. Arınel “Kulübümüze önemli destekler vermiş iki üyemizi onurlandırıyoruz. Sinan Babila ve Corc Küdyan 50 yılı aşmış SKAL’a hizmet vermiş üyemiz. Onlarla birlikte SKAL Tost ritueli yönetim kurulu üyelerini de sahneye davet ediyorum.” Dedi
Geleneksel SKAL Toast, Başkanlar ve Yönetim Kurul üyeleri ile birlikde birkaç yabancı dil versiyonla yapıldı.
Sinan Babila ve Corc Küdyan 50 yıl plaketleri takdim edildi.
Başkan Can Arınel “Barış ve dostlukla birleştirici gücü sadece bu ülkenin içerisindeki turizmle uğraşan herkesi değil yurt dışından da yaklaşık 14 bin kişiyi turizm sektöründeki 14 bin kişiyi bir araya getiriyor. Onun için dünyadaki bu en büyük mesleki organizasyon olan SKAL’ın parçası olduğumuz için hepimiz gurur ve onur duyuyoruz. Türkiye'deki SKAL hareketi başladığı 1956 yılından bu yana en başından başlayarak genç yaşlarında görev almış iki önemli turizm duayeni yanımızda. Birisi havacılık sektöründen diğeri yiyecek içecek sektöründe eğlence sektöründen
Sinan Babila'yı George Hidyan'ı hepiniz tanıyorsunuz. Bahar Birinci Başkanımızdan bu yana bahar başkanımızın döneminde başlayan bir bir vefa göstergesi oldu. Derneğimize uzun yıllarını vermiş, emek ve katkılarından dolayı uzun yıllar çalışma göstermiş, desteklerini hissettiğimiz değerli turizm duayenlerini ödüllendirmeye başladık. Bugün de onların bir sonraki adımındayız. Daha sonra bu gelenek Ata Eremsoy Başkanımızla ve Ayşe Önen başkanımızla devam etti. 50 yılın üzerine geçmek bilemiyorum ama çok büyük, çok büyük bir emek.” Hayırlı olsun dileklerle 50 Yıl hizmet plaketlerini takdim etdi.
Can Arınel’in “İstanbul'un Türkiye'de kurulan en eski turizm derneği olmasının yanı sıra Bunlardan bir tanesi de istifa müessesesi.” espirili 16 kez Corc Küdyan’ın istifa etdiğini söylemesine üzerine Corc Küdyan 17 olarak düzeltdi.
Corc Küdyan “Sağ olun. Arkadaşlar sizinle beraber olmam beni biraz daha gençleştirdi. Aslında biz senelerimizi doldurduk. Ama sizlerle olunca adeta gençleşiyoruz. Bu nedenle sizlere teşekkür ediyorum. Bize bu mikrofonu vererek, konuşturarak ödülü, ödülümüzü alma fırsatını verdiği için şimdiki yönetime de teşekkür ediyorum. Turizm camiası bana pek çok şey öğretti. Kervansaray üst katında masanın başında oturup da herkesle tek tek ilgilendiğim, zamana bakın 50 sene ve 50 sene bir asır geçti. Bu SKAL’a harcadığımız zaman demek. Ben 1956 da başladım. Park hotel'inde Adnan Menderes'e, hizmet ettim. O günlerden bu günlere
geldik ama burada 50 sene harcamak hakikaten insana huzur veren bir okul. Neden biliyor musunuz? Çünkü burası değil. Dostluk çeki. Amerikan olarak kurulmuş. Son yıllarda biraz ticarileşmeye başladı ama ne olduğumuzu unutmayın. Aynen. Biz 50 senedir buraya dost olarak geldik. 93 kongresini yaptık. 1700 kişi. Bir daha SKAL tarihinde 1700 kişilik bir kongre olmadı, Daha fazla yer ayıracak mekan yoktu. Gittik aktif spor salonunu kiraladık. Abdi İpekçi spor salonunun bir kısmını kapattık.
Sokağa çıkma yasağı vardı. Evet. Biz yine de o 1700 kişiyi ağırladık.
SKAL olarak bütün bunlar bir tarih ama o kadar tatlı ki hatırlattığımız zaman, onu hatırladığım zaman, günlerimi hatırlıyorum. Sakın unutmayın. SKAL bir dostluk cemiyetidir. Dostluk cemiyeti olarak da kalması lazım. Ticari müessese olduğumuzdan bu yana 10 bin kişi kaybettik. Benim zamanımda 25 bin kişiydik. Türkiye'de 1000 üzerinde SKAL üyesi vardı. Şu anda kaç kişiyiz bilmiyorum. 7 yüz küsür 3 yüz kaybetmişiz. 10 bin kişi de dünyada kaybetmişiz. Neden? Çünkü dostluk dost olmayı unutmaya başladık. Ben çok teşekkür ediyorum bizi bugün andığınız için” dedi
Sedat Bornovalı özetle “Gezinize, belki en kısa yoldan gidersiniz ama hani eğer turizmciler olarak yürürsek biz mutlaka yolu biraz uzatıp en güzel şeyleri göstermeye hevesli olacağımız için acaba neler görürdük diye düşündüm. Bana düşmez. Zaten hani rol çalmak olur ama en azından kim olduğunu, İtalya'nın buralarda ne yaptığıyla ve bir tek başına mı burada bulunuyor? Yoksa belirli bir ortamın mı parçası onu çok kısaca hatırlatabilirim. Bunu hatırlatırken de tabii ki en güzel noktadan şöyle dışarı bakarak pencereye, hemen öndeki hoteliyle güzergahımıza başlayabiliyoruz.” Pera Palas,dan aşlayarak tüm Pera bölgesindeki tarihi binaları ve mimarları anlatdı
Kültür A.Ş. Müdür Yardımcısı Onur Aldı ve İBB yetkili isimlerin verdikleri bilgilere göre;.
Casa Botter, Osmanlı’nın Art Nouveau üslubundaki ilk binası olarak öne çıkan Botter Apartmanı, 1900’lerin başında Saray mimarı İtalyan Raimondo D’Aronco’nun imzasını taşıyor. 1900-1901 yıllarına tarihlenen ve “Casa Botter” da olarak anılan yapı, dönemin padişahı II. Abdülhamid’in isteği üzerine sarayın resmi terzisi Jean Botter için inşa ediliyor. Avrupa modasının esintilerini Pera’ya taşıyan şehrin “ilk modaevi” Botter Modaevi de burada açılıyor. Beş katlı bina (Bodrum katı ile birlikte toplam yedi katlı yapı), Batılılaşma etkisiyle Beyoğlu ve Galata bölgesinde başlayan apartmanlaşma sürecini yansıtan bir yapı olmasıyla da dönemine ışık tutuyor. Bugün sanat eserlerine ecv sahipliği yapacak.
Metro Han, Fransız mühendis Eugéne-Henri Gavand tarafından tasarlanır. 1871’de inşasına başlanan yapı 1875’te teslim edilir. O dönemlerde Galata – Karaköy arasında çalışan insan yoğunluğunu gözlemleyen Gavand, tünel projesini bu şekilde hayata sokar.
Dünyanın en eski ikinci metrosu
1863’te inşa edilen Londra metrosundan sonra, 573 metre uzunluğundaki, dünyanın en eski ikinci metrosu olan Tünel, bizi yıllardır bir kültürden diğerine ulaştırıyor.
1875’te tek katlı bir istasyon olarak hizmete açılan Tünel’in yönetim büroları 1914’te bir araya getirilir. 6 kat olarak inşa edilen istasyon binasına, 7. kat 1930’lu yıllarda eklenir. İETT, 1939’da Tünel demiryolunu ve Metro Han binasını satın alır ve genel merkez olarak kullanmaya başlar.
Han, bugünkü halini 1971’de alır. İETT, 1983’te Karaköy istasyonunun üstündeki yeni bir binaya taşınana kadar İETT genel merkezi bu binada faaliyetlerini sürdürür.
1900’lerin başından beri İstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahip olan Metro Han, bellek müzesi, kütüphane ve etkinlik alanları olarak hizmet ediyor.
yilmazparlar@yahoo.com
9 Mayıs 2023 Salı
Otelcilik ve Afetlerde Hijyenin Önemi-Yılmaz Parlar
Otelcilik ve Afetlerde Hijyenin Önemi
Bir mekanda hijyen sağlamak neden önemlidir?
Müşterilerin sağlığının sağlanması; İşletmeler için müşteriler her zaman en önemli şeydir ve bakterileri ve olası enfeksiyon kaynaklarını ortadan kaldırmak için iyi ve derin bir temizlik şarttır.
Yiyecekleri iyi durumda tutmak; Temiz bir restoranda ürünler daha uzun süre daha iyi durumda tutulması ve yiyeceklerin olası gıda zehirlenmelerine yol açmasının engellenmasi,
Müşterilerin memnuniyeti ; Bir restoranı temizlemek ve dezenfekte etmek, müşterilerin kendilerini memnun hissetmeleri ve geri dönmek istemeleri için çok önemlidir. Aksi takdirde güvensizlik yaratır. Otelcilik endüstrisinde, çok sık kullanılan alanlarda hijyen ve temizlik konusunda son derece yüksek talepler getirilirken, aynı zamanda misafirler arasında artan bir çevre bilincinin de dikkate alınması gerekmektedir.
05-07 Mayıs 2023 tarihlerinde Kocaeli Kartepe Dedeman Hotelde, Kocaeli Üniversitesi tarafından, Bilimler Anadolu Akademisi işbirliğiyle düzenlenen Konaklama Endüstrisi (COHRIH) zirvesi, İşyerlerinde ve özel oturumlar ile Afetlerde Hijyenin önemi-sorunları tam anlamıyla çözümleri cevap buldu.
Kocaeli Üniversitesi, Medipol Üniversitesi, Beykoz Üniversitesi ve Iğdır Üniversitesi sektör ile ilgili akademisyenler konuyu masaya yatırdılar mercek altında tüm yönleriyle ele aldılar
Kongre Başkanlığını Prof.Dr. Nevin Şanlıer, Prof. Dr. H.Suavi Ahipaşaoğlu ve Doç.Dr. Bilsen Bilgili yaparken Koordinatörlüğü Doç Dr. Ömür Alyakut üstlendi.
Prof. Dr. Meryem Akoğlan Kozak, Prof.Dr. E.Didem Evci Kiraz, Prof.Dr. Saime Küçükkömürler, Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman birer konuşma gerçekleştirdiler
Konaklama endüstrisinde ve Afetlerde hijyen tüm yönleriyle sektöre bilim dünyasına hatırlatmaları ve bilgilendirilmeleri yapıldı.
Otellerin personeli, misafirleri, ekipmanı ve marka itibarını korumak için yüksek hijyen standartları sağlamasına yardımcı olan yenilikçi hijyen çözümleri işlendi.
Afet Sonrası Hijyen ve Sanitasyonun Sağlanması
Gıda güvenliği ve gıda güvencesi, besin ve ögelerin gereksimi, beslenme planları işlendi
Normal hayatı kesintiye uğratan afet durumlarında, yaşanan olaya bağlı olarak toplum beslenmesinde aksaklıklar meydana gelmemesi, acil durumlarda sağlıklı beslenmenin sağlanması için yapılması gerekenler tüm ayrıntılar değerli akademisyenlerce dile getirildi.
Herkesin birbirinden feyz aldığı ve tüm Konaklama sektörüne ve Afet bölgelerinde ilgililere çok faydalı yol haritaları belirlendi. Çok yerinde ve mükemmel bir Kongre gerçekleşti.
yilmazparlar@yahoo.com
2 Şubat 2023 Perşembe
Op. Dr. Ali Tolgay Çocuk Cerrahisinde Neden Tercih -Yılmaz Parlar
Op. Dr. Ali Tolgay Çocuk Cerrahisinde Neden Tercih
Pediatrik cerrahi, genel cerrahi alanında resmi olarak eğitilmiş ve henüz doğmamış olanlar da dahil olmak üzere benzersiz cerrahi ihtiyaçları olan daha küçük veya tam olarak gelişmemiş hastaları tedavi etmenin inceliklerinde daha fazla eğitim almış yüksek vasıflı cerrahlar tarafından sağlanan, kendine özgü bir cerrahi uzmanlık alanıdır.
2007 yılından beri hizmet veren İstanbul Bahçelievler Medical Park Hastanesi, uluslararası standartlarda tam teşekküllü yapıya sahip. Yenilikçi tıp teknolojileri donanımlı hastanenin hekim kadrosunda bulunan Op. Dr. Ali Tolgay çocuk cerrahi dalında başlıca Sünnet, Kasık fıtığı, Tiroit, Solunum hastalıkları konusunda hizmet vermektedir.
Uluslararası düzeyde en iyi Güvenlik Firmasının İş Geliştirme Müdürü Berkit Parlar araştırmalarından sonra çok olumlu yorumları olan Op. Dr. Ali Tolgay’a gönül rahatlığıyla sünneti için Oğlu Aybars Parlar’ı teslim eder..
Pek çok hastalık tedavisinde ilkleri ve en iyi tedavi uygulamalerı olan Bahçelievler Medical Park Hastanesi hekimlerinden Op. Dr. Ali Tolgay ile kısa söyleşimizde mesleki gelişimini sorduğumuzda; Tıp Ana Merkez durumunda olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tip Fakültesi ve Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanelerinde hizmet verdiğini öğreniyoruz.
Kısa sohbet sırasında Çocuk cerrahini öğrendiğimiz kadar;
Çocukların Ameliyata İhtiyacı Olduğunda Neden Çocuk Cerrahı Çağrılır
Çocuk cerrahları, çocukların benzersiz ihtiyaçlarını tedavi etmek için özel olarak eğitilmiştir. Doğum kusurlarını tedavi etme ve doğumdan önce cerrahi müdahale gerektirebilecek anormallikleri tespit etme konusunda uzmanlığa sahiptirler.
Çocuk cerrahları yenidoğan cerrahisi, kanser cerrahisi ve travma cerrahisinde yeteneklidir.
Yetişkinlere hizmet veren birçok toplum hastanesinde, tipik olarak yetişkin hastaları ameliyat eden cerrahlar genellikle çocukları ameliyat eder.
Bu cerrahlar bir çocuk üzerinde yetişkin boyutunda aletler kullanabilir, anestezi ve ağrı kesici ilaçları çocuğun fizyolojisi için optimum olmayan bir şekilde uygulayabilir veya çocuk cerrahları tarafından geleneksel olarak uygulanan minimal invaziv prosedürleri kullanmayabilir. Bu da gereksiz rahatsızlığa ve daha uzun iyileşme sürelerine yol açabilir.
Müslümanlığın gereği olan Sünnete gelince Neden Çocuk Cerrahi Doktorların uygulaması lazım..
Özelikle Anadolumuzun çeşitli bölgelerinde hala ilkel yöntemlerle yapılan sünnetler, risk oluşturuyor.
Ehliyetsiz sünnetçilerin bilinçsizce yaptıkları sünnetler, ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sünnetin hijyenik ortamda yapılması gerekir.
Hijyenik olmayan ve ilkel metodlarla yapılan sünnetler beraberinde ciddi sıkıntılar getiriyor. Kan kaybı, penis ucunda kesikler, kangren ve tetanos vakaları bunların başında geliyor.
Sünnet olan Aybars Parlar’a soruyoruz, Acı hissettinmi ? ve şu an acı hissediyormusun..? Çok mutlu olduğunu söylüyor..Cevap verirken gözleri odasındaki Tv deki cizgi filmi izliyor..
Aile, Berkit Parlar, Özlem Bulut Parlar, Almila Parlar, Sünnet olan Aybars Parlar’ı Çocuk cerrahi Op. Dr. Ali Tolgay ve ekibiyle görüntülüyoruz.
Çocuk Cerrahı Nedir?Çocukların bir hastalığı, yaralanması veya ameliyat gerektiren bir hastalığı varsa, bir çocuk cerrahı çocuğu tedavi edecek deneyime ve niteliklere sahiptir.
Pediatrik genel cerrahlar tarafından görülen cerrahi problemler genellikle yetişkin genel cerrahlar tarafından görülenlerden oldukça farklıdır. Çocuk cerrahisinde özel eğitim önemlidir.
Çocuk cerrahları nasıl bir eğitime sahiptir?
Pediatrik cerrahlar, Tıp eğitim sonrası, yetişkin genel cerrahi eğitimi, Pediatrik cerrahi eğitimi gibi çeşitli eğitimleri tamamlayan tıp doktorlarıdır:
Pediatrik cerrahlar çocukları doğumdan geç ergenliğe kadar tedavi eder. Pediatrik bakımı tıbbi uygulamalarının özü haline getirmeyi seçiyorlar. Çocukların tıbbi ve cerrahi bakımının benzersiz doğası, ileri düzeyde eğitim ve uygulama deneyimiyle öğreniliyor.
Çocuk cerrahları ne tür tedaviler sunar?
Pediatrik cerrahlar, çocukların cerrahi ihtiyaçlarını teşhis eder, tedavi eder ve yönetir:
Yemek borusu, akciğerler, bağırsak yolu, karın duvarı kusurları ve diyafram kusurları dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere doğum kusurlarının cerrahi onarımı,
Çocukluk ve ergenlik döneminde kasık anormallikleri için cerrahi. Her türlü yaralanmaların onarımı, Göğüs, karın, cilt/yağ, testisler ve yumurtalıklardan tümörlerin çıkarılması dahil olmak üzere kanserlerin teşhisi ve cerrahi bakımı .vs…
yilmazparlar@yahoo.com
6 Kasım 2022 Pazar
8. İstanbul Güvenlik Konferansı-Yılmaz Parlar
8. İstanbul Güvenlik Konferansı
İstanbul Güvenlik Konferansı sekizinci yılında Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Post-Güvenlik İkilemler, Entegrasyonlar, Modeller ve Asya“ ana teması altında küresel ölçekte katılımla 03-04 Kasım 2022 tarihinde Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter’de gerçekleştirildi.
Küresel ölçekte güvenlik, Etkili siber güvenlik, Ulusal güvenlik, gün geçtikce önemini artırmaktadır. TASAM Yönetim Kurul üyesi İhsan Toy'un belirtdiği gibi,150 den fazla stratejik araştırma içeren kitaplar yayınlayan ve çok sayıda stratejik temalı zirveler gerçekleştiren TASAM’ın 29 Oturum ve 150'den fazla sunumun yapıldığı “8.İstanbul Güvenlik Konferansı”nda15 ülkenin siyasetçileri, bürokratları, büyükelçileri, askeri uzmanları, akademisyenlerı, profesyonelleri görüş bildirdiler.
Bu tür saldırılara karşı koruma çok önemlidir. Siber güvenlik, dijital toplumun bel kemiğini oluşturur. Bu nedenle dijital verilerin korunması giderek daha önemli hale geliyor.
Siber suçlar her zamankinden daha yaygın hale geldikçe (bu yıl 6 trilyon dolarlık zarara yol açarak onu tüm küresel yasadışı uyuşturucu ticaretinden daha karlı hale getirmesi beklendiği söylenmektedir.) Yöneticilerin siber suçları püskürtecek kadar sağlam bir siber güvenlik stratejisini savunması zorunludur.
Etkili siber güvenlik, yalnızca uygulama güvenliği, sızma testi ve olay yönetimini değil, aynı zamanda çalışan davranışlarını, üçüncü taraf risklerini ve diğer birçok potansiyel güvenlik açığını da kapsayan sürekli bir çaba gerektirir.
Göç, bir bölgenin güvenliğini ve istikrarını etkileyebilecek faktörlerden biridir. Göç, daha önce bu tür olayların yaşanmadığı bir bölgede terör eylemlerinin çoğalmasına neden olabilir. Göçmenler terörle bağlantılı bölgelerden geliyorsa bu risk daha yüksektir. Bu nedenle menşe bölgesi, göçmenlere nasıl davranılacağına karar verirken ülkelerin dikkate aldığı ana faktörlerden biri olmaya devam etmektedir. Asya'daki savaşın parçaladığı ülkelerden gelen göçmenler, terörizm söz konusu olduğunda yüksek riskli olarak algılanıyor.
Her yıl küresel ölçekte güvenlik profesyonelleri başta olmak üzere akademisyenler, bürokratlar, askerler, araştırmacılar, iş insanları ve gazetecilerin yoğun katılımıyla bir Türkiye ve İstanbul markasına dönüşen İstanbul Güvenlik Konferansında ;TASAM Başkanı Prof. Dr. Süleyman Şensoy, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Oliver Spasovski, Uganda Savunma Bakanı Tümgeneral (E) Jim Muhwezi Katugugu, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mohammad Hassan Sheıkholeslami, Bosna Hersek Emniyet (Polis) Genel Müdürlüğü Baş Müfettişi Midhat Hasanspahic, ASELSAN Strateji Yönetimi Direktörü Sami Duman, TASAM Başkan Yardımcısı Tuğgeneral (E) Doç. Dr. Fahri Erenel açılış konuşması gerçekleştirdiler.
TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY açılış konuşmasında 21. yüzyılda temel zorluğun, çağdaş küresel güvenlik problemlerinin kapsamı, ölçeği ve doğası ile uyumlu kuramsal çerçeve yokluğu olduğu tespitini yaptı.
Başkan ŞENSOY, sermaye kaynaklı oluşan post-güvenlik yapısı ve bu yapının stratejik hamleleri ile oluşan ve yeniden önem kazanan jeopolitiğin Doğu ile Batı arasında yaşandığını belirti.
Şensoy“Mevcut alt yapıyı ve kapasiteyi güncel varlıklara/yeni konvansiyonele dönüştürmeye dair nasıl bir politika izleneceği ise gelecek ve güvenlik için de belirleyici olacaktır. Post-Güvenlik ikilemleri arasındaki rekabet Asya’yı merkez alıyor.“dedi
Başkan ŞENSOY, 8. İstanbul Güvenlik Konferansı etkinliklerine; devlet temsilcileri, savunma ve güvenlik aktörleri, akademisyenler, politika yapıcılar, sektör temsilcileri, uzmanlar ve düşünce kuruluşlarından, serinin önceki konferanslarında olduğu gibi güçlü katılım sağlandığını dile getirerek, “Post-Güvenlik Jeopolitik başlığının içini en çok dolduran konular; özellikle Akdeniz-Atlantik ve HintPasifik’teki yeni entegrasyon çalışmalarıdır. Bütün entegrasyonların hem güvenlik hem sosyolojik hem ekonomik hem teknolojik anlamda zaman içinde büyük karşılıkları olacaktır“ şeklinde açıklamda bulundu.
Başkan ŞENSOY tüm bu rekabet parametreleri ışığında, yeni güç ve mülkiyet ekosisteminde konvansiyonel olarak sahip olunan her şeyin, anlamını büyük ölçüde kaybettiği ve değerinin düştüğü bir dönem yaşandığını ifade ederken ayrıca günümüzün rekabet ortamında ulus devletlerin zayıflaması ile orta sınıfın dönüşümü ve demokrasilerin geleceği konusunun temel tartışma olmaya devam edeceğine de vurgu yaptı.
Konferans boyunca 4 farklı “Forum” gerçekleşti. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu, Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu, Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forum, Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu.
Birkaç salonda eş zamanlı gerçekleşen panellerden takip edebidiğimiz konuşmacılardan BDU Uluslararası İş İnsanları ve Diplomatlar Birliği, 8. İstanbul Güvenlik Konferansı’nın destekçileri arasındaydı. BDU Başkanı Dr. Musa Karademir, “ Dijital Para ve Finans Güvenliği ” konusunda bir sunum yaptı.
Aynı şekilde BDU Kurucu Yönetim Kurulu Üyeleri; Doç. Dr. Aslıhan Nakiboğlu; “ Kripto Para Kullanımına Yönelik KOBİ Yöneticilerinin Görüşlerinin İncelenmesi: Niğde TSO Üyeleri üzerine Bir Araştırma, ” Doktorant Mehmet Nuri Kaynar; “ Kamu Güvenliği çerçevesinde Değişen Paradigmalar ve Güvenli Eğitim Ortamı, ” Doktorant Ayşe Kaşıkırık; “ Pandemi ve Savaş Gölgesinde Gıdaya Erişim Hakkı, ” Öğretim Görevlisi Güney Ferhat Batı; “ Aliya İzzetbegoviç’in Yugoslavya Politikası ve Avrupa’nın Güvenliği’nde Bosna-Hersek’in Stratejik Önemi “ başlıklarında birer sunum gerçekleştirdiler.
Fenerbahçe Üniversitesinden Doçent Dr. Tuba Eldem,”Rusya-Ukrayna Savaşı Ve Avrasya’da Üçüncü Bir Güç Olarak Orta Koridorun Yükselişi” Başlıklı sunu özeti
“Orta Asya, Kafkaslar ve Türkiye ekonomilerini potansiyel olarak değiştirecek olan Orta Koridor’un gelişimi, şimdiye kadar Avrupa Birliği'nden gelen talep yönlü itici güçlerin eksikliği nedeniyle sekteye uğramıştır. 24 Şubat 2022’de Rusya'nın Ukrayna'ya işgalinin doğurduğu önemli jeopolitik sonuçlardan biri Türkiye, Kafkaslar ve Orta Asya boyunca uzanan Orta Koridor'un hem ekonomik bir bölge hem de Çin-Avrupa bağlantısı için giderek daha çekici bir alternatif rota haline gelmesi olmuştur. Rusya'nın Ukrayna işgali sonrasında ağır yaptırımlara tabii olan Rusya ve Beyaz Rusya topraklarından geçen Kuzey Koridor üzerindeki Avrupa ve Çin arasındaki kara ve tren yolu kargo taşımacılığı aksamıştır. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin en büyük başarısı olarak kabul edilen Yeni Avrasya Kara Köprüsü (Çin, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Polonya, Almanya) boyunca Çin-AB sevkiyatları, Rus işgalinden bu yana yüzde kırk azalmıştır. Bu kesintilerin Orta Koridor’un kargo hacmini bu yıl 2021’e göre altı kat arttırması beklenmektedir.
Orta Koridorun yükselen potansiyeli, Orta Asya ve Güney Kafkasya'da Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Rotası boyunca bölgesel entegrasyon çabalarını Rusya ve İran aleyhine geliştirmektedir. Çin'in arz yönlü politikası Orta Koridor’un büyümesine imkan tanırken, Avrupa’daki enerji krizi, en agresif fosil yakıt karşıtı politikalardan bazılarının yeniden gözden geçirilmesine ve yumuşatılmasına yol açarak, Avrupa’nın potansiyel enerji kaynağı, küresel ulaşım ve lojistiğin bir parçası ve uzun vadede üretim ve ticaret ortağı olarak ilgisini Orta Asya ve Kafkaslara yöneltmiştir. Trans-Avrupa enerji, lojistik ve ulaşım ağları için yüksek jeostratejık çekim potansiyeline rağmen Türkiye henüz kayda değer akış veya yatırımı kendine çekememiştir. Trans-Sibirya demiryolu üzerinde büyük ölçüde aksayan Çin-Avrupa taşımacılığını kendine çekememesinin nedeni, Çin ve Almanya'yı Orta Koridor üzerinden bağlamak için mevcut tercih edilen seçeneğin, İstanbul yerine Poti (Gürcistan) ve Köstence (Romanya) limanları üzerinden Karadeniz deniz taşımacılığı yoluyla olmasıdır. Almanya'nın Asya-Avrupa demiryolu taşımacılığı için en büyük varış noktası olması nedeniyle, Alman akışını çekme yeteneği Türkiye’nin ulaşım ve lojistik ağ merkezi olabilmesi için kritik önem taşımaktadır. Orta Koridor’un uzun vadeli başarısı ise piyasa güvenini yeniden kazanılmasına, altyapının iyileştirilmesine ve kolaylaştırılmış gümrük prosedürleri gibi daha koordineli çok taraflı işbirliğine dayanmaktadır.”
Elazığ Fırat Üniversitesinden Doç. Dr. M. Tuncay Gençoğlu sunusunda ilginç siber örgütlerin oluşturulmasını sundu.
“ Artık bir çok ülke Siber komutanlık, siber ordu yada Siber Uzay savunma gücü adıyla ordular kuruyor. Şu an itibariyle 40’tan fazla devlet bir tür askeri siber komutanlık kurdu ve en az bir düzine devletde kurmayı planlıyor. ABD, İngiltere, Çin, Rusya, İsrail, İran, Kuzey Kore, Güney Kore, Japonya, Hindistan, Kanada, Almanya Siber ordusu olan ülkeler. Geçtiğimiz günlerde bunlara Polonya’da eklendi (Siber Uzay Savunma Gücü adıyla düzenli bir ordu kurulduğu deklere edildi). Bunların hepsinin başında bir orgeneral yada korgeneral var.
Türkiye’de Siber Savunma Komutanlığı adıyla bir birimimiz var ancak bu birim Genel kurmayın ve TSK’nın bilgi sistemlerini korumak amaçlı görev yapıyor, görev tanımıda zaten bu minvalde.
“Siber Uzay Savunma Gücü” Siber güvenlik komutanlığı bağımsız bir komutanlık olarak kurulmalıdır.
Bir muhabere taburu ofansif siber kuvvet olarak yapılandırılmalı ve bu yapının temel amaçları ise; Operasyon, Savunma, Saldırı, Sızma şeklinde olmalıdır.
“Bilim süvarileri” adıyla profesyonel programcı ve kodlayıcılardan oluşan, kimlikleri gizli, sürekli klavye başında olan, bir çok alanda faaliyet gösteren, sıcak bölgelerde ve siber savaşlarda görev yapabilecek olan gizli bir Ordu kurulmalıdır. Bu Ordu, gerçek zamanlı siber istihbarat elde etmek için büyük veri analitiğini kullanarak verilerin otomatik olarak işlenmesini sağlayan teknolojiler geliştirmeli ve kullanmalıdır.
“Siber Güvenlik Bakanlığı” kurulmalıdır. Yada başka bakanlıklarla birleştirilebilir. (İçişleri ve Siber Güvenlik Bakanlığı)
Dış işleri bakanlığı içerisinde bir “Siber Büyükelçilik” kurulmalıdır. Siber krizlerin diplomasi yoluyla çözülmesi amacıyla çalışacak siber vatanın korunmasında diplomasi işletecek bir birim. Devletler siber dış politikalara dair ofisler kurup başlarına bir büyükelçi atıyor. Uluslararası ilişkilerin siber boyutunun önemini kavrayan gelişmiş devletler bu tarz birimler açarak olası siber krizleri diplomasi yoluyla çözmeyi hedefliyor. ABD’ nin ilk siber büyükelçisi Nathaniel Fick oldu. Dışişleri bakanlığı bünyesinde açılan Siber Uzay ve Dijital Politika bürosuna başkanlık edecek Fick, ABD’nin Siber Uzay ve Dijital teknolojiler konusundaki dış politikasını yönetecek.”şeklinde sunusunda olması gereken birimleri dile getirdi.
Siber güvenlik, tüm veri kategorilerini hırsızlık ve hasardan koruduğu için önemlidir. Buna hassas veriler, kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler, korunan sağlık bilgileri , kişisel bilgiler, fikri mülkiyet, veriler ve hükümet ve sektör bilgi sistemleri dahildir.
Hassas verileri ve kişisel bilgileri depolamak için küresel bağlantı ve bulut hizmetlerinin kullanımı nedeniyle hem doğal risk hem de artık risk artıyor.
İş liderleri artık yalnızca virüsten koruma yazılımı ve güvenlik duvarları gibi kullanıma hazır siber güvenlik çözümlerine güvenemez, siber suçlular giderek daha akıllı hale geliyor ve taktikleri geleneksel siber savunmalara karşı daha dayanıklı hale geliyor. İyi korunmak için siber güvenliğin tüm alanlarını kapsamak önemlidir .
Siber tehditler, kuruluşunuzun herhangi bir seviyesinden gelebilir. İşyerleri, personeli sosyal mühendislik dolandırıcılıkları, kimlik avı , fidye yazılımı saldırıları ve fikri mülkiyeti veya kişisel verileri çalmak için tasarlanmış diğer kötü amaçlı yazılımlar gibi yaygın siber tehditler hakkında eğitmek için siber güvenlik bilinci eğitimi içermelidir.
Siber güvenliğin önemi artıyor. Siber Suçlar Neden Artıyor?
Bilgi hırsızlığı, siber suçların en pahalı ve en hızlı büyüyen bölümüdür. Büyük ölçüde, kimlik bilgilerinin bulut hizmetleri aracılığıyla web'e artan şekilde maruz kalmasından kaynaklanmaktadır.
Ama tek hedef bu değil. Elektrik şebekelerini ve diğer altyapıyı yöneten endüstriyel kontroller bozulabilir veya yok edilebilir. Kimlik hırsızlığı tek amaç değildir, siber saldırılar bir kuruluşta veya hükümette güvensizlik yaratmak için veri bütünlüğünü tehlikeye atmayı verileri yok etmeyi veya değiştirmeyi hedefleyebilir.
yilmazparlar@yahoo.com





%20zirvesi,.png)


